ÖLÜRÜM YOLUNA  

Geri git   ÖLÜRÜM YOLUNA > SPOR KÖŞESİ > FUTBOL > Galatasaray

Galatasarayımız ile ilgili güzel yazılar şiirler

Galatasaray icinde Galatasarayımız ile ilgili güzel yazılar şiirler konusu , SEN eğer... Bir Su olsan...OKYANUS ... Bir Tepe olsan.... EVEREST... Bir Şehir olsan...İSTANBUL olurdun... Eşi benzeri bulunmayan... Bir Diken olsan...GÜL... Bir Çiçek olsan...ORKİDE... Bir Ağaç olsan ...ÇINAR olurdun....Asırlık Köklere dayanan.. ...

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-24-2006, 11:30 PM   #1
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Galatasarayımız ile ilgili güzel yazılar şiirler











SEN eğer...

Bir Su olsan...OKYANUS ...

Bir Tepe olsan.... EVEREST...

Bir Şehir olsan...İSTANBUL olurdun... Eşi benzeri bulunmayan...

Bir Diken olsan...GÜL...

Bir Çiçek olsan...ORKİDE...

Bir Ağaç olsan ...ÇINAR olurdun....Asırlık Köklere dayanan..

SEN eğer...

Bir Mevsim olsan ..İLKBAHAR..

Bir İçki olsan ...ŞARAP...

Bir Bağlılık olsan...TUTKU olurdun....Tarifi mümkün olmayan..

Bir Kum olsan...ÇÖL...

Bir Taş olsan ...ELMAS...

Bir kumaş olsan...İPEK olurdun..En incesinden dokunan...

SEN eğer...

Bir Savaşçı olsan..SAMURAY...

Bir Camia olsan..İMPARATORLUK..

Bir Zaman olsan...SONSUZLUK olurdun...Tarihlere sığmayan...

Bir Kitap olsan....GERÇEK...

Bir Yazı olsan ..DESTAN..

Bir madalyon olsan ..ŞEREF olurdun...Göğsümüze takılan...

SEN eğer...

Bir Ses olsan...TRİBÜN..

Bir Öfke olsan ...VOLKAN...

Bir Yıldız olsan ...GÜNEŞ olurdun...İçimizi ısıtan...

Bir Zehir olsan...ŞİFA..

Bir Yapı olsan...MABET

Bir Kuş olsan ..ZÜMRÜT Ü ANKA olurdun ..Kendi küllerinden doğan..

SEN eğer...

Bir Karakter olsan ...ASİL...

Bir Organ olsan..YÜREK ..

Bir Sembol olsan ...ASLAN olurdun...Krallığı daim kalan...

Bir Kelime olsan ...AŞK..

İki kelime olsan ... SENİ SEVİYORUM ...

Bir Sevgi olsan..ANNE olurdun....Her şeyi karşılıksız yapan...

Bunların hepsi biraraya gelince ...

Adın... Galatasaray

Uğruna ölünse bile ,

ASLA.... Yalnız yürümeyecek olan...
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:30 PM   #2
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

ASLAN GİBİ

Dondurucu bir Soğuktur... Ama üşümem...
İçim sıcacıktır... Alev, Alev yanarım...
SARI- KIRMIZI...Kor bir... ATEŞ gibi...
Maça giderken...Samiyene... Adarım kendimi..
İbadet için Hacıların gittiği... MABET gibi...
Mağlup oluruz...Yuhalamam.. Sırtımı dönmem...
Omzuma alırım ONU... Her zaman içimde taşıdığım...
VEFA gibi... Coşkum azalmaz hezimetlerde...
Sesim yükselir....Kabıma sığmam...
Büyürüm...Zirvesi görünmeyen
DAĞLAR gibi... Karagünler yaşarız...
Yalnız kalmam...Gittikçe artarım...
Yuvarlandıkça coşan... ÇIĞLAR gibi...
Kupasız kalırız yıllarca...ASLA vazgeçmem...
Terketmem ONU...Çekerim CEFASINI ...
Çile Çile...Ölümüne yaşarım...
Yudum Yudum Acıyı...Karşılıksız olan...
KARA bir SEVDA gibi...Para yok , Borç çoktur ...
Tek tek kopar futbolcular yuvadan dağılmam... Parçalanmam...
Tam aksine yanyana TEK-YÜREK olurum ...Vücuda hayat veren...
Damardaki KAN gibi... Sahaya yedekler çıkar...
Formaya bakarım...Yine KIYAMET kopar...
Yıkılır ortalık... SEYİRCİ değil...
TARAFTAR olurum...Takıma yardım eden MELEK
Rakibin üstüne çöken ZEBANİ gibi... TRİBÜN değil...
KAPALI olurum..Takıma CENNET...
Rakibe çıkışı olmayan CEHENNEM gibi..Ülke dar gelir...
Karış karış giderim peşinden... ASLA yalnız yürütmem onu...
Takip ederim ...Işığın ardındaki...
GÖLGE gibi...Hayatımın amacı O'dur...
ONLA ağlar , ONLA gülerim ...
Ailem , Sevgilim , Rakiplerim beni hep ONDAN kıskanır...
Ben böyle yaşamayı severim...
Çünkü ben GALATASARAYLIYIM..
Yani...
ultrAslanlar gibi...
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:31 PM   #3
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

BEN GALATASARAY


Hayat varsa ben varım...
Ölüm varsa ben yokum...
Ama Sen gelemezsin yanımda...
O yüzden ayrılmak tek taraflı SENDEN...
Çünkü SEN hep varolacaksın...

Üzülme, milyonlarca BEN seninle paylaşmaya
devam edecek yaşamı...
İçtiğim SU ...
Soluduğum HAVA'sın...
Geceleri en güzel rüyam...
Sabahleyin doğan GÜNEŞİM'sin...
Bazen hüzün , genelde hep neşesin...
Çılgın sevinçler , tarifsiz kedersin...
Tatlı bir yorgunluk , huzur veren bir Denizsin...
Yüreğimdeki kıpırtı , kulağımdaki Sessin...
Şarkıdaki bir sözde , milyonlarca gönülde ,
Boğazımdaki düğümde , akan gözyaşımda SEN saklısın...
Hayata dair ne varsa Sensin...
Ben GALATASARAY , SEN bensin...
Hani sinirlenirim ya bazen sana değildir ,
kendime kızarım , anama kızarım , babama kızarım ,
oğluma kızarım ama Sana asla...
Beraber büyüsekte , Çocukluk işte...
Yaşım kaç olursa olsun sana bir şey olacak diye korkuyorum...
ASLA kimse bir şey yapamaz biliyorum ...
Ama dedim ya dayanamıyorum...Sana kötü davranıldığında...
Öfkem de büyük oluyor..
Hastalandığımda Şifam...
Karagünlerde Umudumsun...
Her derdime Deva oldun...
Doğumdan , Ölüme...Hep SEN varsın..
Ne yapsam az geliyor uğruna...

Birde ...

Severken ayrılmak koyarmış ya her İnsana...
Onu bilmek hırçınlaştırıyor beni...
Ansızın yokolursam bir gün..
Ne olur küsme sakın ...
Senden koptuğumda ,
SARI- KIRMIZI bir kefen yeter bana...
Ararsan beni gökyüzüne bir bak...
YILDIZ olurum belki...

Samanyolunda seni sevenlerin arasında...
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:31 PM   #4
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

EY GALATASARAYLI

Varsın basın türk sporunu katletsin tiraj uğruna ,varsın bayrağını yırtan cavusoğlu erdemden bahsetsin fütursuzca,varsın spora düşmanlık sokan ali şen ahkam kezsin kaygısızca ,varsın kapısnın önündeki pislikleri görmeyen rakip yöneticiler spor ahlakından bahsetsin aymazca,varsın karşıdındaki şer ittifak kinini kussun kaygısızca

bağrına bastığın futbolcuların bile demişse buraya kadar ..yöneticilerin gaflet uykusunda uyuyorsa umarsız

sakın ola hiçbirşeyden korkma inancını asla kaybetme pes etme

senki cesaretini aslan nihat'tan efendiliği dürstlüğü metin oktay'dan fedakarlığı bodiri'den almışsın sen 1905de doğan güneşin sevgi dolu ışıklarını kalbine yazmışsın

senki türkiyenin edirnesine van'ına en büyük sen yazmışsın..senki avrupayı titretmiş tür'ün onurunu gururunu sancak yapmışsın

senki takımı ölesiye sevmiş iyi günde alkışlamış kötü günde bağrına basmışsın

senki galatasaraylısın ;

senin mazinde bin aslan yatar,senin sevgin çölleri aşar,senin gücün dğları deler

sen g.saraylısın unutma dostum

"GÜNEŞ HER GÜN YENİDEN DOĞAR SARI-KIRMIZI SAÇTIĞI IŞIK KARANLIĞI BOĞAR"

UNUTMA !!!!!!!
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:31 PM   #5
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

GÖZÜMÜ DAĞLASALAR , İPE GÖTÜRSELER !...

Nerelere gitmedik ki ? En ücra köşelere, en kötü deplasmanlara..Ne helikopterler korur bizi, ne köpekler , ne atlar, ne panzerler..Çook önceleri demiştik ki "kimsenin korumasına ihtiyacımız yok" kendi kendimize yeteriz çünkü ..

Hatırlamısınız 1500-2000 kuş için koca stadın 12 bin kişilik yeri kapattırılmıştı.Neredeyse limuzin ile kadıköyden alınıp olimpiyat stadına getirileceklerdi . Zor tuttuk..! Stadımıza gelen fener bahçeli traftarların kılına zarar gelmesin diye olağanüstü şekilde koruyan emniyet, yoktu dün gece...

1200 Aslan'dan bahsedelim ..Herşeyi göze alıp inönüye giden aslan yürekli insanlardan ...Otobüslere tıkıldılar, itildiler, kakıldılar, joplandılar ..İnsanlıktan öte bir çok davranışa maruz kaldılar.Alıştık artık her sene aynı senaryoları görmeye. Üstelerinde ki sarı-kırmızı polarları-formaları-t-shirleri başkanlarının armağanı değildi .Aksine onlar armağan etmişti başkanlarına isimlerini,logolarını .Karşılıksız aşk'ı bilirmisiniz siz ..?

Toplam 105 dakika içerisinde Hiç bitmeyen 50 dakika küfüre , maçın 11 dakika meşaleler yüzünden durmasına, yabancı madde sınıfına giren ama bize hiç yabancı olmayan onlarca değişik örneğin futbolcumuza , teknik direktörümüze atılmasının cezası sadece 3 no'lu anons oldu. Aynı hareketi Galatasaray taraftarı yapsaydı eğer kaç maç ceza alırdık.. ? MHK'yi bilmeyen varmı ? 26 numaralı formasıyla cinsiyeti tıp kurumunca hala belirlenememiş futbolcu'ya daha ilk yarının 40.dakikasına kadar verilmesi gereken 7 sarı kart vardı.Kuralları bilmeyen var mı ? Aslanlar gibi savaşan 11 vardı sahada .Aslanlar gibi bir Fran De Boer. Golf sporunu bilmeyen varmı ?

Evet lig başladığından bu yana berbat bir Galatasaray var.Aynı berbat Galatasaray bugün itibari ile süper,mega,fırtına,dahi Fener bahçe'nin 1 puan önünde. Yenilmez armada, efsane takım Beşiktaş'ın 5 puan gerisinde. Dua edin berbat'ız... Maçtan önce bütün spor kamuoyunun gözdesiydi beşiktaş .Bütün otoritelere göre "fark" atacaklardı, oysa önce attığımız "farkı" kapatmaları gerekiyor -ki bu da 20-30 senelerini alır. Tarih nasıl yazılır bilir misiniz ?

Meşale atarak uzaktan söverek delikanlı geçinen bir takım "esnaf" grubu bilmezler mi gün gelir içlerinde yanar o meşaleler ? Yüreğin olmadıktan sonra bakkal'ın olmuş ,kasap'ın olmuş, manav'ın olmuş, "çarşı" olmuşsun neye yarar ...?

İmparator Neron'u tanır mısınız ? Roma'yı nasıl yaktığını gören oldu mu ? Peki ya ultrAslan'ın İnönü stadını yaktığını görmeyen ? "Aşk"'ı bilir misiniz ? karşılığı olmadan "ölümüne " sevdiniz mi hiç ? Bilirmisiniz İçimizde ki Galatasaray aşk'ının Ferhat'ın Şirin'e duyduğu aşk gibi efsane olmadığını ? Peki gören olmuş muydu Ferhat'ın dağları deldiğini aşk'ı için ? gören, bilen yok ... Oysa ultrAslan demirleri bile yıkmıştı aşk'ı için.. Görmeyen oldu mu...?
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:31 PM   #6
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

Neden Mi En Büyüğüz ? İşte Sırrımız !!
toplumun farklı sosyal ve ekonomik katmanlarından gelen, farklı eğitimler, farkli terbiyeler almış, olayları ve gerçekleri değerlendiriş biçimi birbirinden farklı milyonlarca insanın tuttuğu takımın, milyonlarca farklı insanın bir araya getirerek oluşturduğu camianın karakterinden bahsetmek boştur. asılsız ve temelsizdir, havaya sallanan genellemelerdir. aslında bütün futbol kulüpleri aynıdır. mıdır?

adını hatırlamadığım bir yazar abinin çok iyi hatırladığım bir sözü var: objektif olacaksam niye takım tutuyorum?

80'lerde doğmuş bir çocuğum. türkiye'ye beş yaşındayken gelmişim. etrafımda takım tutan bir tane bile erkek yok. babam futbolsever, ama o kadar. etraftaki çocukların hepsinin tuttuğu bir takımı var ama. zaten gazetelerin arka sayfalarında, televizyonda, ailece avrupa yakası'na kapalıçarşı'ya gittiğimizde yoldan geçen abilerin boyunlarında, hep ikili renkler var. kırmızıyla sarı mesela, yanyana gelince ateşi hatırlatıyor, bi sıcaklık var, canlılığı var. bi güzelliği var ama ne? yuvadaki el işlerini sarı-kırmızı yapıyorum, çok güzel oluyor.

sonra 6 yaşındayım. babam hala takım tutmuyo, ama haberlerden sonra spor haberlerini de izliyoruz beraber: galatasaray yenilmiş, hakan yine gol atamamış. o gece yatmadan önce hakan şükür çok üzülmüş müdür acaba diyorum. (hakan'ı seviyorum, bizim gibi salak espiriler yapıyo, mutlu bi adam sanki) yenildiler diye kimse galatasaray'ı sevmezse ne kadar kötü olur diye düşünüyorum ve kendimce hiç kaçamayayım diye, çark edemeyeyim diye işi garantiye alıyorum: o gece ölene kadar galatasaraylı kalmaya yemin ediyorum.

çok yıllar maçlara gidemiyorum, beni götürecek kimse yok. ben annem ve kardeşimle şehir dışındayken gazetelerden galatasaray haberlerini kesip saklaması için görevlendirdiğim babamda bir sarı-kırmızı sempatisi uyanıyor ama yavaştan, döndüğümüzde feldkamp çok iyi gidiyor (feldkamp gazetede karikatürü olan kocaman kafalı beyaz saçlı adam biliyorum), galatasaray şampiyon olucak diyor.

galatasaray şampiyon oluyor. ben şampiyon takımın taraftarı oluyorum. futbolda gol, pas ve kaleci dışında birşey bilmiyorum ama övüncümün haddi hesabı yok. çünkü ben haklı çıktım, ben bırakıp gitmedim, ben geleceği gördüm. ben hepsinden güzel olanı tutuyorum.

büyüdükçe diğerlerini gözlemliyorum, o sarı lacivertliçocuğa bakıyorum, gıcık oluyorum ona. bir maç kazandılar diye hemen şişiniyor, hemen etrafına laf atmaya başlıyor, yükseklerden atmaya başlıyor. ben pek birşey diyemiyorum. hem zaten biliyorum, arada ne olursa olsun en sonunda ben haklı çıkıcam, çünkü ben hepsinden güzel olanı tutuyorum.

benim takımım alçakgönüllü. çok güzel oynayınca çok gurur duyar, başı dik gezer. şansı yaver gittiği için ezildiği maçtan 1-0 galip ayrılınca bununla övünmez, çok daha iyi oynayan karşı tarafın şanssızlığıyla yıllarca dalga geçmez; benim takımım için bu küçük düşürücü olur. çünkü benim takımım içi boş büyük lafların değil büyük icraatların takımıdır. önce çalışır, hakeder, yapar, sonra hak ettiğiyle övünür. o yüzden önce konuşup sonra başaramayınca maruz kaldığı tepkilerden ne yapacağını şaşırmış duruma gelmez.

sonra galatasaray taraftarının paylaştığı, zaten istese de kimseye açıklayamayacağı bir sır vardır. avrupa'da kupa almanın yaşattığı gurur değildir bizimkisi, bunu kimse anlayamaz. bizim gururumuz senelerce her takımın kullandığı 'avrupa avrupa duy sesimizi işte bu türklerin ayak sesleri' tezahüratını en son kullanan olmaktır. levent özçelik 'korkunç bir şey' diye sayıklarken fatih terim'in yere çöküp ağladığı sahnedir. çünkü bizim başarımız o zamanın 'korkunç birşey'idir, bir rüyanın gerçek olmasıdır. 14 sene şampiyon olamadığı halde bir takımdan vazgeçmeyen taraftarın ödülünü haketmiş olmaktan duyduğu haklı gururdur. ilk olmaktır. bugün türk takımları için avrupa'da başarı değil başarısızlık anormalse bunun sebebi olmaktır. o kupayı da, daha iyilerini de başka türk takımları inşallah defalarca alacaklar, ama kimse ilk olmayacak. galatasaray ilkti, bizi sevincimizden gözlerimizde yaş kalmayana kadar, hüngür hüngür ağlatan takımdı.

uefa kupası'ndan sonra dayanamayan babam beni ilk kez maça götürdü. ben ortama anında ayak uydurup zıplarken o şaşkın şaşkın etrafına bakındı, bir stadın hep bir ağızdan şarkı söylemesine güldü, beceriksizce eşlik etmeye çalıştı. galatasaray o maçı da kazandı, hem de iyi oynayarak. biz gururumuz hiç bitmeyecek sandık.

haklıymışız zaten, hiç bitmedi: hiç utandırmadı bizi galatasaray, sadece üzdüğü ya da kızdırdığı, isyan ettirdiği zamanlar oldu. ezeli rakibimiz fenerbahçe bizi 1-0 yendi. onların tek kale oynanmış maçla sevinçten çıldırdığını görüp gurur duyduk. hasan şaş real madrid'e daha ilk yarı iki sıfır yenikken maçı bırakmadı, golünü attı lucescu'ya sarıldı, hagi roberto carlos'a bir öyle bir çalım attı ki, gurur duyduk.

hagi'yi çok sevdik, bir de bülent korkmaz'ı. arif'e düzenbaz diyenlere göz yumabilirdik ama hagi'yle kaptan'a söz edenler gözümüzden düşerlerdi. onların özverisini örnek aldık. hagi'nin gollerden sonraki gülümsemesi, kaptan'ın sakat koluyla maça devam etmesi gözümüzün önünden hiç gitmeyecekti.

her takımın inişleri çıkışları olur. ben galatasaray'ın iniş(ler)inde komik duruma düştüğünü hiç görmedim, gollerin zincir gibi geldiği 6-0lık maçın 5. golünde dayanamayıp kalkıp gitsem de galatasaray'dan o maçta bile utanmadım çünkü galatasaray 6 gol yiyecek kadar kötü değildi, fener 6 tane atacak kadar iyiydi. futbolcularımızın dövüldüğünü hiç görmedim, maçlarda küfür gidince susturan abileri gördüm. tezekler, çürük yumurtalar ve sidik torbalarıyla karşılandığımız stadtan sonra buna karşılık vermeyen taraftarı, boynunu eğmediği için küçük düşürülmeye çalışılan futbolcuları gördüm. hagi'nin 'giderken' verdiği basın toplantısını net göremedim, gözlerim ıslaktı.

benim tuttuğum camiada taraftarların babaları, kardeşleri gibi sevdikleri, en yakın dostu gibi inandıkları şeyi emanet edebilecekleri, samimiyetinden şüphe etmeyecekleri, her şeyden önce saygı duydukları futbolcular, teknik direktörler, yöneticiler vardı. her maç bi umut vardı, çünkü karakter vardı. her maçta galatasaray'ı yeni baştan sevmek, ona yeniden bağlanmak güzeldi.

galatasaray belki bu yıl, belki seneye, eninde sonunda yine şampiyon olacak, tüm diğer rakipleri gibi. o şampiyonluklar, arada kalan sürede galatasaray'a verdiğimiz emeğin karşılığı olacak, hatırladınız mı 'sevgi emekti'. biz, sapına kadar sübjektif, sapına kadar mantıksız, sapına kadar kör, sonuna kadar galatasaray'ın tarafında duracaklar biliriz ki, en güzeli galatasaray'ı üzgünken sevmektir. bir dostun en yakınında olmak, ona destek olmak, derdini paylaşmak derdi azaltır, sizi gerçek dostlar yapar ya, biz galatasaray bizi her gülümsettiğinde kupaların, ünvanların değil, emeğimizin karşılığını almanın mutluluğunu yaşarız. bu bizim sırrımızdır
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:34 PM   #7
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

Gönüllerin Kaptanı Bülent KORKMAZ


seveni de sevmeyeni de saygı duyar hırçın kaptana..zira tek derdi; takımının formasını her şeyin üstünde taşımak, terini sahada sonuna kadar akıtmaktır. fakat ne yazık ki, neredeyse türk futbol tarihinin köşe taşlarından biri olmuş büyük kaptan, faşist bir lise müdürü edasıyla koskoca bir klübü yöneten başkanın hışmına uğramıştır. "niye oynamak istiyor, yaşı oldu 37" diyenlere; maldini, costacurta, sheringham gibi isimleri hatırlatırım...

bülent korkmaz, sevseniz de sevmesenizde, kabul etseniz de etmeseniz de mohikanların sonuncusudur. ne hakan şükür gibi maddi kaygılarla esen rüzgarlara kapılmış, ne de oynatılmadığında hır gür çıkarmıştır. bülent korkmaz, sınırlı yeteneklerini sonuna kadar kullanan, yeteneğinin yanına bol bol forma aşkı, inanç, hırs ekleyen özel bir isimdir. rakip takım taraftarları tarafından bu kadar küfür yediği halde, yediği küfürlerden daha da fazla saygı görmüştür. başka bir klüpte (avrupa tabii), sene sonuna kadar (en azından) takımda tutulur, gençlere, hiçbir zaman olgunlaşamayan hakan şükür ve faşist lise müdürlerinin anlatamayacağı şeyleri gösterirdi. bülent kaptanı, bir fenerbahçeli olarak biraz da hüzünlü gözlerle bu akşam son kez milli formayla izleyeceğim. ve aklımda şunu hiç çıkarmayacağım; büyük kaptanlar ait oldukları yere (gönüllere ve klübün şeref tarihine) çıkarken, diğerleri (milli formayla kaç gol atarsa atsın) ise gram saygı uyandırmadan sessizce istatistiklere giderler. faşist lise müdürü görünümlü başkanlar ise adları boşlukta öylece yankılanarak tarihin arka sokağına giderler...

bundan 30-40 yıl sonra galatasaray ve türk futbol tarihine bakanlar, inanılmaz bir kariyerle karşılaşacaklar. 8 kez lig şampiyonu olmuş, 5 kez türkiye kupası kazanmış, 4 cumhurbaşkanlığı, 2 başbakanlık, 5 tsyd kupası'na adını yazdırmış bir yıldız... kariyerinin hemen başında şampiyon kulüpler kupası'nda yarı final oynamış, sonuna doğru ise uefa kupası ve süper kupa'yı kaptan olarak kaldırmış, şampiyonlar ligi çeyrek finali görmüş, avrupa şampiyonası çeyrek finali ve dünya kupası üçüncülüğüne ulaşmış bir abide.

bütün bunları defalarca küllerinden doğarak yapmış bir savaşçı. bülent korkmaz, bugün galatasaray tarihinin en çok lig maçı oynayan futbolcusu. ulaştığı 404 rakamı belki 500'e kadar çıkacak. bugün 102 avrupa kupası maçıyla fenerbahçe ve beşiktaş'ın tarihi istatistiklerini geçmiş. şampiyonlar ligi istatistiklerinde ilk 50'ye girmiş. 93 kez a milli olarak bir rekorun sahibi.

işte 30-40 yıl sonra tarihe bakanlar, bu inanılmaz kariyerin karşısında saygıyla ayağa kalkacaklar. hayretle bir kez daha, bir kez daha kontrol edecekler rakamları. ve o gün eğer türkiye tam anlamıyla bir sivil ülke olmuşsa, sporcular hak ettiklerini alıyor olacaksa, başbakanların değil sporcuların adı statlara veriliyorsa, galatasaraylılar hiç duraksamadan bülent korkmaz stadı diyecekler futbol mabetlerine. çünkü o, ali sami yen'den de, fatih terim'den de daha önemli bir isim olarak duracak önlerinde. bunu biz bugün anlayamayız ama o gün geldiğinde gerçek bu olacak. bülent korkmaz futbola başladığı büyük kulübünde her şeye rağmen kalmayı başarmış, gelen tüm tekliflere kulağını tıkamış olmasıyla da bunu hak edecek. o gün forması stadın tepesine çekilecek ve artık kimse o formayı giymeyecek. işte tablo budur... o gün bu kararı verenler, onunla konuştuklarında, yakınlarıyla, tanıyanlarıyla söyleşiler yaptıklarında da ne kadar haklı olduklarını anlayacaklar. onun ne kadar iyi bir insan olduğunu, insani ilişkilerde ne kadar başarılı olduğunu duyacaklar hep. sözünün eri olduğunu, sıcakkanlı olduğunu da...

ama umuyorum o gün tarihe bakanlar, bir de şu maçları görelim demezler. "bakalım bir kaptan olarak sahada nasıl bir kişilik sergiliyor" diye sormazlar. ve ne şu pazar günü oynanan trabzon maçını, ne de diğer kendini kaybettiği, öfkesine teslim olduğu, her karara eti koparılıyormuşcasına isyan ettiği bu hallerini görmezler. çünkü o zaman kendilerini aldatılmış, ihanete uğramış hissedecekler. bir efsanenin kendilerini nasıl müthiş bir hayal kırıklığına uğrattığını görecekler. ve o zaman hata mı ettik diye soracaklar!

pek maça gitmeyen birisi olarak, jübilesine kesinlikle gitmek istediğim futbolcuydu. jübile'yi reddetmesinin elbette kendince haklı sebepleri vardır. ama ben;

omzu çıkmış halde arsenal'e karşı oynayan, nerdeyse kendimi bildim bileli galatasaray'da "top koşturan", türk futbolundaki birkaç gerçek efsaneden birisi olan; zaman zaman vahim hatalarıyla saçmasapan goller yedirtse de, topu uzaklaştırıyorum diye fezaya doğru rastgele savursa da (babamın "şişir bülent, şişir oğlum!" serzenişleri eşliğinde), reklamlara çıkıp kendini maymun etse de, hakeme itiraz edişine kurban olduğum, 70lerden feyz almış saç modeline yandığım, gözlerini beril beril açıp oyunculara adam tutma talimatı verişine hasta olduğum, bize üç gol birden atan nedved'i tutamayışını anlayışla karşıladığım, eskiden çok sevdiğim mustafa denizli'nin o eski haline, yerlere diz çöküp sevinçten ağlayan mustafa denizli'ye benzettiğim, sevmekten vazgeçemediğim, param olduğunda gidip gs store'dan uefa kupası maçlarının dvd'sini bana aldıracak olan, hagi karşısında hiç kompleks göstermeyerek güçlü bir karakteri olduğunu gösteren, fener maçlarında kırmızı kart görüşüne bittiğim,

kelimenin tam anlamıyla, sade, saf ve hakiki anlamıyla "büyük kaptan" bülent'in yine de galatasaray'da jübile yapmasını isterdim. her şeye rağmen ben ve benim gibiler için, çünkü bizim varlığımızdan haberdar olduğundan eminim. teessüf ediyorum, ama "küstüm" diyemiyorum. küsmedim sana kaptan, yolun açık olsun
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:34 PM   #8
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

O TARAFTAR...

Öyle kolay değildir, herkesten , herşeyden farklı olmak...

Kuru kalabalığın içinde farkedilmesi , doğuştandır...

Öyle ucundan tutmaz SEVDANIN ,

Ya heptir , ya hiçtir...

Bir kere tutuldumu döndüremez kimse onu yolundan...

GALATASARAY dendi mi ne yol kalır aşılmadık ,

ne zor kalır yapılmadık ..

Adı bile yeterlidir , dünyayı sarsmaya...

Bazılarına göre , Tribün

Yığın yığın eğlence , çekirdekli , minderli ,

İşine geldi mi Seyirci , İşine geldi mi Müşteri..

Hiç biri değildir..TARAFTARDIR O ...

Dibine kadar Sevgili...Vazgeçmez bir Deli...

Güzel hava, Moda renklerin peşinde değildir ,

Karakışın , Ayaz gecelerin bir sigaralık ateşindedir...

Arayıp kimse sormaz ONU ama

Rakipler sevdiğinin üstüne dalga dalga geldiğinde,

bir tek O çıkar piyasaya ,

azınlıkta olsa , TEK başınada kalsa , deplasmanın en Kralında

alayına karşı Siper olur CİMBOM'a...

Kimsenin takmadığı , yaramaz adam ,

koyar farkını ortaya , onbinlere bedel Sevgisi ,

susturur Alayını , tek bir inanmışın Nefesi...

Oynatır dağları yerinden , kimseye birşeyi YAR etmeden..

Öyle bir haykırır ki , bindirilmiş kıtalar , sadece seyreder ,

Onda ne SES kalır ne CİĞER ...

Çin Ordusu gelse , çıkar önlerine ,

açar ATKISINI alayına İsyan ,gösterir duruşunu...

Dimdik ...Yıkılmaz...

Alayına , inadına , herşeye, herkese karşı durur O ...

Ortaya canını koyar ,

Ona yine de ...Ya Hain derler ...Ya Sahtekar..

Tarihi O değiştirir , ama ne kıymeti bilinir ne de sevilir..

Kan ter içinde vazifesini yapanların tatmini ile ,

karşılıksız bir huzur içinde evine döner..

Maç biter , O unutulur giderken ...

Zaferleri paylaşanlar , boyalı basının manşetlerinde ,

Yönetimler eğlencede , herkesin keyfi gıcırken

O bilinmeyen bir köşede , yok sayılmanın hafifliğinde..

Bekler 3-5 nöbetlerinde..

Ta ki Aşkından yeni bir ÇAĞRI gelene kadar...

"Sana İhtiyacım VAR..."

Gelirim seninle Ölüme şanlı GALATASARAY...
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:35 PM   #9
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

okuyun lütfen
Pencerenin arasından gelen güneş ışığı yatağında uyumakta olan küçük çocuğun uykusunu bir anda yoketmişti. Gözlerini zorla aralayıp etrafına bakmaya çalıştı ama uykunun ağırlığı gözkapaklarına hala bastırıyordu. Son bir gayretle bakınca bir az puslu da olsa babasının silüetini karşısında,yatağının yanında gördü.
Babası sabah erkenden kalkmış,duşunu almış,traşını bile olmuştu. Özel bir nedeni mi vardı bunun? Biraz düşündü bulmak için ama çıkamadı işin içinden , babası işe gitmemesine rağmen traş olmuştu. En iyisi sormaktı : ‘Baba işe gitmeyeceğin halde neden traş oldun?’
Baba meraklı gözlerle soran yavrusuna ‘Babalar bayramlarda mutlaka traş olurlar, büyüyünce sen de olacaksın’ dedi.
Uykusu iyice dağılınca yatağında doğruldu, babası gülerek ona bakıyordu. Günaydın dediler karşılıklı. Babasının elinde bir poşet vardı. Alelade bir poşetti bu yüzden hiç dikkatini çekmedi küçük çocuğun.
Hep birlikte kahvaltıya oturdular. Baba gazetesini açtı bir yandan kahvaltısını yaparken. Bu sırada çocuk ‘Baba bugün ne bayramı?’ diye sordu. Babası gazeteden kafasını kaldırmadan ‘Bayram işte oğlum’dedi. ‘Bayrama gitmek ister misin?’ diye de sordu peşinden.
‘Evet’ dedi küçük çocuk ‘İsterim ama geçen sefer ki gibi olmasın gideceğimiz yer, ben orayı hiç sevmedim’dedi.

En güzel kıyafetlerini giyip sokağa çıktılar, öğle saatini geçmişti ama sıcağın da etkisiyle sokakta çok az insan vardı. Otobüse bindiler, sıcak,kalabalık,ter kokuları arasında gidiyorlardı ama çocuk yine de mutluydu, çünkü bayrama gidiyordu babasıyla, o otobüsten inip başka bir otobüse bindiler, poşet hala babasının elindeydi ama çocuğun poşetle ilgilenecek zamanı yoktu onun aklı kaykaylarda, salıncaklarda,tahtrevallilerde, kaydıraklardaydı….

İndiler sonunda otobüsten, burası kendi mahallelerine hiç benzemiyordu, her taraf insan kaynıyor, vızır vızır geçip giden arabaların gürültüsü insanı sağır ediyordu.
Acaba babası şaka mı yapmıştı, etrafta bayram yerine benzeyen hiç bir şey yoktu. Ama güveniyordu babasına, çünkü onu hiç yanıltmamıştı bugüne kadar.


Garip bir yapı vardı bu kalabalığın içinde ve ona doğru yürüyorlardı, hiç bir şeye benzetemedi küçük çocuk bu yapıyı. Bilet alıp içeri girdiler, ‘Yuuuuh’ dedi küçük çocuk burası Erol Ağabey’lerin bahçesinden daha büyük dedi babasına. Hem bayrama gelenler için oturacak yerler bile var diye düşündü, mutlu oldu. Etrafına baktı, kendisi gibi küçük çocuklar da vardı,ablalar, teyzeler, amcalar, ağabeyler…. Büyükler daha çoğunluktaydı, demek ki çocuk bayramı değil di bugün. İyice kalabalık olmuştu. Oturdukları yerin üst katındaki ağabeylerinin seslerini duyuyor,şarkılarını dinliyordu ama bu sözler bayram şarkısı gibi değildi içinde 23 Nisan aradı bulamadı,19 Mayıs aradı yoktu… Başka, daha büyük bir bayram herhalde diye düşündü. Karşı tarafta oturanlar, yanlarındakiler, solundakiler, sağındakiler, herkes şarkı söylüyor, bağırıyordu. Şaşırmıştı küçük çocuk. Ama o coşkuya epeyce de özenmişti.

Ve artık şarkıların perdesinin en yüksek noktaya eriştiği bir anda, küçük çocuğun Erol Ağabey’lerin bahçesinden bile daha büyük dediği o çimenlerin kenarından, yerin altından birkaç tane adam, bayram alanına çıktılar.. O dakikaya kadar sakin olmaya çalışan babası yumruğunu havaya kaldırmış ‘Aslanlarım’, ‘Hepiniz aslanlarımsınız ‘diye bağırıyordu. Babası bu kadar sevindiğine göre bu gerçekten bizim bayramımız olmalı diye düşündü çocuk.
Yeraltından çıkan adamların üstlerine başlarına baktı.‘Hepsi de aynı kıyafetleri giymiş’dedi babasına. Bu söz babasına poşeti hatırlattı. Hemen açtı poşeti ve içinden o adamların giydiğinin aynısı bir kıyafet çıkarttı. ‘Bu senin’dedi oğluna, ‘Babanın sana bayram hediyesi’.
Hemen giyindi küçük çocuk, Onu giyince hemen etrafına baktı. Daha önce dikkat etmemişti, hemen herkesin üzerinde kendisinde olan kıyafetten vardı. İlk defa aidiyet duygusunu orada hissetti küçük çocuk, bir yere ait olduğunu,sırtını dayadığı duvarın büyüklüğünü, sağlamlığını küçük kalbinde duydu. Artık hiç bir şeyden korkmuyordu.
Üst kattaki ağabeyleri, yeraltından çıkan o adamları çağırıyorlardı. Çocuk saymaya başladı. Tam 11 kişiydiler ve elele tutuşup ona doğru geliyorlardı. Tam önlerine kadar geldi o 11 kişi.
İstisnasız herkes alkışladı onları. Ama üst katta ki ağabeyleri alkışın dışında başka bir şey daha söylüyorlardı o 11 kişiye doğru ama küçük çocuk anlayamıyordu bunun ne olduğunu, babasına sordu. ‘Üst katta ki ağabeyler ne diyorlar baba, anlayamıyorum ‘dedi. Baba, çocuğunu kucağına aldı.’Önce dinle’ dedi. Babası söyledi, sonra o tekrar edip ‘Doğru mu babacığım’ diye sordu. Doğru dedi babası ‘Haydi yumruğunu havaya kaldır da şimdi ikimiz birlikte söyleyelim’dedi baba. Birlikte yumrukları havada gururla, sevinçle bağırdılar
Re Re Re Ra Ra Ra GASSAY GASSAY CİM BOM BOM.

Çocuk karşıdakilerin oturduğu yerin tavanında bir yazı var dedi babasına. Okumayı bilmediği için anlayamıyordu ne olduğunu ve babasına sordu. Babası orada yazan ‘ALİ SAMİ YEN ‘ oğlum dedi. ‘O ne demek baba’ diye sordu küçük çocuk. Babası böyle bir soruya hazırlıklıydı ve hemen cevapladı. ‘ Bak oğlum bu sabah ben sana bayram olduğunu söylemiştim ya hani, bu bayram yeri işte orada yazılı olan kişinin evi, bu bayram da O’nun bize hediyesi.
Çocuk nedenini bilmediği bir sevinçle alkışladı. ‘Baba ben o ağabeyi çok seviyorum, bir gün beni O’nunla tanıştır’dedi. Bu istekten sonra babanın gözünden iki damla yaş süzüldü yanaklarına doğru, cebinden bir sigara yakıp üfledi O adamın isminin yazılı olduğu yere doğru.
Küçük çocuk hâlâ alkışlıyordu kendilerine bayram hediye eden O ağabeyi. Baba ise bu görüntü karşısında ölse de gözleri açık gitmeyecek olmanın mutluluğuyla derin bir nefes daha çekti sigarasından...
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-24-2006, 11:35 PM   #10
AvriL LaViGnE
CO AdMiniStRaToR
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 4.033
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 0 Bus£4£v£R
Standart

Gerçekleri tarih yazar.

Tarihi Galatasaray...

Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor:

Hatırla ey peri o mesut geceyi...

Çamların altında verdiğin buseyi.

Neuchatel Xamax'ı...

Monaco'yu...

Real Madrid'i...

Hertha Berlin'i...

Dortmund'u..

Palma de Mallorca'yı...

Arsenal'i hatırla!

Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın.

Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu.

Nazar etme ne olur...

Çalış, senin de olur!
Bus£4£v£R isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni mesaj gönderme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajlara yanıt verme yetkinizAktif Değil'dir
Eklenti ekleme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajınızı değiştirme yetkinizAktif Değil'dir

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:59 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
ÖLÜRÜM YOLUNA

SİTEMAP


güzel sözler otel emlak inşaat tekstil


SaNaLDa1NuMaRa ölürüm yoluna MOD PARK