ÖLÜRÜM YOLUNA  

Geri git   ÖLÜRÜM YOLUNA > BİLGİ BECERİ VE GENEL KONULAR > Dini Konular

Dini Konular Din hakkındaki yazıları burada bulabilir paylaşabilirsiniz.

Hadis'i Şerifler Bölümü(Binlerce Hadis )

Dini Konular icinde Hadis'i Şerifler Bölümü(Binlerce Hadis ) konusu , ECEL VE EMEL BÖLÜMÜ 147) İbnu Mes’ud RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS birgün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra, bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir ...

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-13-2006, 05:11 PM   #21
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Ecel Ve Emel BÖlÜmÜ

ECEL VE EMEL BÖLÜMÜ

147) İbnu Mes’ud RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS birgün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra, bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdi. Sonra bu hattın ortasından itibaren bu ortadaki hatta istinad eden bir kısım küçük çizgiler attı.

Resûlullah AS bu çizdiklerini şöyle açıkladı: Şu çizgi insandır. Şu onu saran kare çizgisi de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de müsibetlerdir. Bu musibet oku yolunu şaşırarak insana değemese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer.

Buhârî, Rikak 3; Tirmizî, Kıyamet 23, (2456); İbnu Mace, Zühd 27, (4231).



148) Hz. Enes RA anlatıyor: Resûlullah AS yere bir çizgi çizdi ve: “Bu insanı temsil eder” buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: “Bu da ecelini temsil eder” buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: “Bu da emeldir” dedi ve ilâve etti: “İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.”

Buhârî, Rikak 4; Tirmizî, Zühd 25, (2335); İbnu Mâce, Zühd 27, (4232).



149) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Resûlullah AS omuzumdan tuttu ve: “Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol” buyurdu.

İbnu Ömer RA hazretleri şöyle diyordu: “Akşama erdinmi, sabahı bekleme, sabaha erdinmi akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap. Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap.”

Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25, (2334).

Tirmizî’nin rivayetinde, “yolcu gibi ol” sözünden sonra şu ziyade var: “Kendini kabir ehlinden added.”



150) Büreyde RA anlatıyor: “Resûlullah AS elindeki iki çakıl(dan birini yakına, diğerini uzağa) atarak: “Şu ve şu neye delalet ediyor biliyor musunuz?” dedi. Cemaat: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “Şu (uzağa düşen) emeldir, bu (yakına düşen) de eceldir. (Kişi emeline ulaşmak için gayret ederken ulaşmadan ölüverir)”.

Tirmizî, Emsâl 7, (2874).



151) Ebu Hüreyre RA anlatıyor. Resûlullah AS buyurdular ki: “Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenab-ı Hakk, her çeşit özür ve bahâneyi kaldırmıştır.”

Buhârî Rikak 4; Tirmizî, Da’vât 113, (3545), Zühd 23 (2332); İbnu Mâce, Zühd 27, (4236), Metin Buhârî’den alınmıştır.

Tirmizî’nin metni şu şekildedir: “Ümmetimin vasatî ömrü 60-70 yaş arasıdır. Allah, kime ömründe 40’ına ka*dar mühlet verdi ise, ondan özrü kaldırmıştır.”
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:11 PM   #22
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Kaplarla İlgİlİ BÖlÜm

KAPLARLA İLGİLİ BÖLÜM

142) Huzeyfe RA anlatıyor: Resûlullah AS’ın şöyle dediğini işittim: “İpek ve İbrişim elbise giymeyin. Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, onlarda yemek yemeyin. Zira bu iki şey dünyada onlar (kâfirler), âhirette de sizin için*dir.”

Buhârî, Et’ime 28; Müslim, Libas 4; Ebu Dâvud, Nesâî, Buhârî, Et’ime 28, Eşribe 28, Libas 25; Müslim, Libas 4, (2067); Tirmizî, Eşribe 10 (1879); Ebu Dâvud, Eşribe 17 (3723); Nesâî, Zînet 87, (8, 198, 199); İbnu Mâce, Eşribe 17, (3414).



143) Ümmü Seleme (RA) anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki: “Gümüş kaptan su içen, karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir”

Buhârî, Eşribe 28; Müslim, Libas 1, (2065); Muvatta, Sıfatu’n-Nebi 11 (2, 924-925); İbnu Mace, Eşribe 17(3413).

Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle denir: “Kim altın veya gümüş bir kaptan içerse...”



144) Hz. Cabir RA anlatıyor: “Biz Hz. Peygamber AS’le birlikte gazveye çıkmıştık. Savaş sonunda elde ettiğimiz ganîmetler arasında müşriklerin kap-kacak ve su kapları da vardı. Biz bunları kullanıyorduk. Resûlullah AS hiç bir zaman niye kullanıyorsunuz diye ayıplamadı.”

Ebu Dâvud, Et’ime 46, (3838).



145) Ebu Sa’lebe el-Huşenî RA diyor ki: “Ben Hz. Peygamber AS’e ey Allah’ın Resûlü, biz Ehli Kitab’ın yaşadığı bir yerdeyiz. Onların kap-kacaklarından yiyip içebilir miyiz? diye sordum. Dedi ki: “Onlarınkinden başka kap-kacak bulabilirseniz onlarınkinden yemeyin. Başka birşey bulamazsanız onları yıkadıktan sonra kullanın.”



Ebu Dâvud, Et’ime 46 (3839); Tirmizî, Siyer 11, (1560); Tirmizî hadisin sahîh olduğunu söyledi. Metin Tirmizî’deki metindir.



146) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Hz. Ömer RA sıcak su ile ve bir Hıristiyan kadının evinde onun su kabıyla abdest aldı.” Bu rivayeti Rezîn tahrîc etti. Derim ki: Bunu Buhârî bab başlığı olarak kaydetmiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Buhârî, Vudu 43.
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #23
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Ebeveyne İyİlİk

EBEVEYNE İYİLİK

152) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: Bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?” diye sordu. Hz. Peygamber AS: “Annen!” diye cevap verdi. Adam: “Sonra kim?” dedi, Resûlullah AS “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar: “Sonra kim?” dedi Resûlullah AS yine: “Annen!” diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: “Sonra kim?” Resûlullah AS bu dördüncüyü: “Baban!” diye cevapladı.”

Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1, (2548).



153) Küleyb İbnu Menfa’a ceddi bulunan Küleyb el-Hanefi RA’den anlattığına göre, kendisi Resûlullah AS’a gele*rek sormuştur: “Ey Allah’ın Resûlü kime karşı iyilik yapayım?” Hz. Peygamber AS şu cevabı vermiştir: “Annene, babana, kızkardeşine, oğlan kardeşine, bunu takip eden azadlına. Bu iyiliği de, üzerine vâcib olan bir hakkın ödenmesi, yani, sıla-ı rahmin yerine getirilmesi olarak yapacaksın. (Nafile, ihtiyarî, hasbî bir davranış tatavvu grubuna giren bir amel olarak değil)”.

Ebu Dâvud, Edeb 129, (5140).



154) Behz İbnu Hakîm babası tarikiyle dedesi Mu’aviye İbnu Hayde el-Kuşeyrî RA’den naklediyor. Hz. Peygamber AS’e: “Ey Allah’ın Resûlü, kime iyilik yapayım? diye sordum. Bana: “Annene” dedi. “Sonra kime?” diye tekrar ettim. “Annene” dedi. “Sonra kime?” dedim. “Annene” dedi. “Sonra kime?” dedim, bu dördüncüde “Babana, sonra da tedrici yakınlarına” diye cevap verdi.”

Ebu Dâvud, Edeb 129, (5141); Tirmizî Birr 1, (1898).

Ebu Dâvud bir rivayette şu ziyadeyi kaydeder: “Haberiniz olsun, kişi azatlısından bir fazlasını istese, azadlı (mevlâ) bu (ihtiyaç fazlası)na sâhib olduğu halde yerine getirmese kıyamet günü vermemiş olduğu bu fazlalık bir enge*rek yılanı olarak kendisine getirilir.”



155) Abdullah İbnu Amr İbnu’l-Âs RA anlatıyor: “Bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor” (ne yapayım?) diye sordu. Resûlullah AS: “Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evladlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evladlarınızın kazançlarından yiyin” buyurdu.”

Ebu Dâvud, Büyü 79, (3530); İbnu Mâce, Ticârât 64, (2291)-2292).



156) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS bir gün: “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün” dedi. “Kimin burnu sürtülsün ey Allah’ın Resûlü?” diye sorulunca şu açıklamada bulundu: “Ebeveyninden her ikisinin veya sâdece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin.”

Müslim, Birr 9, (251); Tirmizî, Daavât 110 (3539). Rivayetin yukarıdaki metni, Müslim’deki metindir.



157) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: Hiçbir evlad, babasının hakkını, bir istisna durumu dışında ödeyemez. O durum da şudur: Babasını köle olarak bulur, satın alır ve âzad eder.”

Müslim, Itk 25, (1510); Ebu Dâvud, Edeb 129, (5137); Tirmizî, Birr 8, (1907); İbnu Mâce, Edeb 1, (3659).



158) Abdullah İbnu Amr İbni’l-Âs RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS şöyle buyurdu: “Allah’ın rızası babanın rıza*sından geçer. Allah’ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer.”

Tirmizî, Birr 3 (1900).

Tirmizi bu hadisi hem Hz. Peygamber AS’in sözü (merfu) olarak, hem de sahâbî sözü (mevkuf) olarak riva*yet eder. Ayrıca mevkuf olarak rivayet eden tarîkin sahih olduğunu söyler.



159) İbnu Amr RA anlatıyor: “Bir adam, cihada iştirak etmek için Hz. Peygamber AS’den izin istedi. Resûlullah AS: “Annen baban sağlar mı?” diye sordu. Adam: “Evet” deyince: “Onlara (hizmet de cihad sayılır), sen onlara hiz*met ederek cihad yap” buyurdu.

Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 5, (2539); Ebu Dâvud, Cihad, 33, (2529); Nesâî, Cihad 5; Tirmizî, Cihad 2, (1671).



Müslim’in bir diğer rivayetinde adam: “...Sana, hicret ve cihad etmek ecrini de Allah’tan istemek şartı üzerine biat ediyorum” der. Resûlullah AS: “Anne ve babandan sağ olan var mı?” diye sorar. Adam: “Evet, her ikisi de sağ” deyince: “Yani sen Allah’tan ecir istiyorsun?” der. Adamın “evet”i üzerine: “Öyleyse vâlideyn’in yanına dön. Onlara iyi bak, (Allah’ın rızası ondadır)” emreder.

Ebu Dâvud ve Nesâî’de gelen bir diğer rivayette adam: “Ağlamakta olan ebeveynimi de geride bıraktım” der. Resûlullah AS ona “Yemen’de bir kimsen var mı?” diye sordu. Adam: “Ebeveynim var” deyince “Peki, onlar sana izin verdiler mi? diye tekrar sordu. “Hayır” cevabı üzerine: “Öyleyse onlara geri dön, onlardan izin iste. Şâyet izin verirlerse cihada katıl, vermezlerse onlara hizmet et!” emretti.”



160) Muâviye İbnu Câhime’nin anlattığına göre; Câhime RA Hz. Peygamber AS’e gelir ve: “Ey Allah’ın Resûlü, ben gazveye (cihad) katılmak istiyorum, bu konuda sizinle istişâre etmeye geldim” der. Resûlullah AS: “Annen var mı?” diye sorar. “Evet” deyince, “Öyleyse ondan ayrılma zira cennet onun ayağının altındadır” buyurur.

Nesâî, Cihad 6, (6, 11).



161) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Nikâhım altında bir kadın vardı ve onu seviyordum da. Babam Ömer ise, onu sevmi*yordu. Bana: “Boşa onu” dedi. Ben itiraz ettim ve boşamadım. Babam Ömer RA Hz. Peygamber AS’e gelerek du*rumu arzetti. Resûlullah AS bana: “Boşa onu” dedi.

Ebu Dâvud, Edeb 129, (5138); Tirmizî, Talâk 13, (1189). Tirmizî hadisin sahih olduğunu da belirtti.



162) Ebu’d-Derda RA anlatıyor: “Resûlullah AS: “Baba cennetin orta kapısıdır. Dilersen bu kapıyı terket dilersen muhafaza et” dediğini işittim.

Tirmizî, Birr, 3, (1901). Tirmizî, hadise “sahih” dedi.



163) Büreyde RA anlatıyor: “Bir kadın: “Ey Allah’ın Resûlü, ben anneme bir cariye tasadduk etmiştim. Şimdi annem öldü” dedi. Resûlullah AS: “Sadaka yapmış olmanın) ecrini mutlaka alacaksın. Miras yoluyla cariye sana geri gelecek (tekrar senin olacak)” buyurdu. Kadın: “Ey Allah’ın Resûlü annemin bir aylık oruç borcu vardı, onun yerine tutabilir miyim?” diye sordu. “Annene bedel tut!” dedi. Kadın: “Ey Allah’ın Resûlü, annem hiç haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?” diye sordu Resûlullah AS: “Evet, ona bedel haccet” buyurdu.”

Müslim, Sıyam 157, (1149); Tirmizî, Zekât 31 (667); Ebu Dâvud, Vesâyâ 12, (2877), Zekât 31, (1656).



164) Esma Bintu Ebî Bekr (RA) anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. (Nasıl davranmam gerekeceği hususunda) Hz. Peygamber AS’den sorarak: “Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, an*neme iyi davranayım mı?” dedim. “Evet” dedi, ona gereken hürmeti göster.”

Buhârî, Hibe 28, Edeb 8; Zekat 50 (1003); Ebu Dâvud, Zekât, 34, (1668);



165) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Bir adam Resûlullah AS’a gelerek: “Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe im*kanım var mı?” dedi. Hz. Peygamber AS: “Annen var mı?” diye sordu. Adam: “Hayır yok” dedi.

“Peki teyzen de mi yok?” dedi. Adam: “Hayır, var” deyince Resûlullah AS: “Öyle ise ona iyilik yap!” diye emretti.”

Tirmizî, Birr 6, (1905).

Tirmizî el-Berâ’dan kaydettiği diğer bir hadiste şu ziyadeye yer verir: “Teyze anne makamındadır.”



166) Ebu Üseyd Mâlik İbnu Rebî’a es-Sâidî RA anlatıyor: “Bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü, anne ve babamın vefatla*rından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?” diye sordu. Resûlullah AS: “Evet vardır” dedi ve açıkladı: “Onlara dua, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) taleb etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babanın dostlarına ikramda bulunmak.”

Ebu Dâvud, Edeb 129, (5142); İbnu Mâce, Edeb 2, (3664).



167) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Resûlullah AS’ı işittim, şöyle diyordu: “Kişinin yapacağı en üstün iyiliklerden biri, ölümünden sonra babasının dostlarına sıla-ı rahimde bulunmasıdır.”

Müslim, Birr,11-13 (2552); Tirmizî, Birr, 5 (1904); Ebu Dâvud, Edeb 129, (5143).



168) Ömer İbnu’s-Sâib’den rivayet edildiğine göre, şu haber kendisine ulaşmıştır: “Peygamberimiz AS bir gün otu*rurken süt babası çıkagelir. Resûlullah AS hürmeten, onun için, giydiği şeylerden birini serer ve üzerine oturtur. Az sonra süt annesi gelir. Peygamberimiz AS bunun için de elbisenin diğer tarafını serer, kadın üzerine oturur. Biraz sonra süt-oğlan kardeşi gelir. Resûlullah AS kalkarak onu da önüne oturtur.”

Ebu Dâvud, Edeb 129, (5145).



169) Zeyd İbnu Erkam RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “Kim ebeveyninden birine bedel haccederse, bu haccla onun borcunu ödemiş olur. Bu durum semâdaki ruhuna müjdelenir. Kişi, anne ve babasına karşı isyankâr (âkk) bile olsa (bu iyiliği sebebiyle) Allah’ın nezdinde (iyi kullar meyanında) yazılır.”

Diğer bir rivayette ise: “Babası için bir hacc, kendisi için yedi hacc yazılır” denmiştir.

Bu rivayeti Rezîn tahric etti. Bu rivayet Heysemî’nin Mecmau’z-Zevâid’inde, Taberâni’nin Mu’cemu’l-Ke*bir’inden kaydedilmiştir (3, 282).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #24
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Evlad Ve Akrabalara İyİlİk

EVLAD VE AKRABALARA İYİLİK

170) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Yanıma bir kadın girdi. Beraberinde iki kız çocuğu da vardı. Bir şeyler istedi. Aksi gibi yanımda bir hurmadan başka bir şey yoktu. Onu verdim. Kadın aldı ve ikiye bölerek kızlarına taksim etti. Kendine pay ayırmadı. Çıkıp gittiler. Arkadan Resûlullah AS girdi. Durumu ona anlattım. Dedi ki: “Kim bu şekilde kızlarla imtihan edilir o da onlara iyi davranırsa, kızlar, onun için, ateşe karşı perde olurlar.”

Buhârî, Zekât 10, Edeb 19; Müslim, Birr 147, (2629); Tirmizî, Birr 13, (1916).



171) Hz. Enes RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdu ki: “Büluğa erinceye kadar kim iki kız evladı yetiştirirse -par*maklarını birleştirerek- kıyamet günü o ve ben şöyle beraber oluruz.”

Müslim, Birr 149, (2631); Tirmizî, Birr 13, (1917).

Tirmizî’de: “O ve ben cennete şu iki şey gibi beraber gireriz” dedi ve iki parmağıyla işaret etti” şeklinde gel*miştir.



172) Ebu Saîd RA anlatıyor: Resûlullah AS: “Kim “üç kız” veya “üç kızkardeş” veya “iki kız kardeş” veya “iki kız” yetiştirir, terbiye ve te’diblerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir.”

Ebu Dâvud, Edeb 130, (5147); Tirmizî, Birr, 13 (1913).



Ebu Dâvud’da İbnu Abbas RA’dan şu rivayet de kaydedilmiştir: “Resûlullah AS buyurdu ki: “Kimin iki kızı olur da bunları öldürmez, alçaltmaz, oğlan çocuklarını bunlara tercih etmezse Allah onu cennete koyar.” (5147. H).



173) Avf İbnu Mâlik el-Eşca’i RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS: “Ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü şu iki şey gibi yan yanayız. -Hadisi rivayet eden Yezid İbnu Zürey, baş ve orta parmaklarıyla işaret yaptı.- O kadın ki, mevkii, makamı bulunan kocasından dul kalmıştır, (maddi imkânlarından başka) neseb ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen (evlenmez) ve yetimler büyüyünceye veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder.”

Hadîste geçen “yanakları kararmış kadın” tabiriyle Hz. Peygamber AS yetimlerini büyütmek gayesiyle süs*lenmeyi ve rahat yaşamayı terkeden, çektiği sıkıntılar sebebiyle cildi kararan dul kadını ifade buyurmuştur.

Ebu Dâvud, Edeb 130, (5149).



174) Havle bintu Hakîm (RA) anlatıyor: Bir gün, Resûlullah AS kızı Fatıma (RA)’nın iki oğlundan birini kucak*lamış olduğu halde evden çıktı ve şöyle diyordu: “Siz var ya, sizin yüzünüzden (ebeveyniniz) cimriliğe, korkaklığa ve cehâlete düşüyorlar. Ve siz Allah’ın reyhanındansınız.”

Tirmizî, Birr, 11 (1911); İbnu Mâce, Edeb 3, (3666).



175) Berâ RA anlatıyor: “Hz. Ebu Bekir RA Hz. Aişe (RA)’ye uğradı. Aişe hummaya yakalanmış, hasta idi. “Kı*zım, nasılsın?” diye hatırını sordu ve yanağından öptü.”

Ebû Dâvud, Edeb 158 (5222); Buhârî, Menâkıbu’l-Ensar 45.



176) Said İbnu’l-Âs RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz”

Tirmizî, Birr 33, (1953).

Yine Tirmizî’de, Câbir İbnu Semure’den gelen bir başka rivayette, Resûlullah AS şöyle buyurur: “Kişinin çocuğunu bir kerecik terbiye etmesi, onun için bir Sa’ miktarında yiyecek tasadduk etmesinden daha hayırlıdır.”



177) Hz. Aişe anlatıyor: “Hz. Peygamber AS buyurdular ki: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır. Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım. Arkadaşınız öldüğü zaman (kusurlarını zikretmeyi) terkedin.”

Tirmizî, Menâkıb 85, (3892).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #25
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Yetİmlere İyİlİk

YETİMLERE İYİLİK

178) Sehl İbnu Sa’d RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdu ki: “Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz” Orta parmağı ile baş parmağını yan yana getirip aralarını açıp kapayarak işaret etti.”

Buhârî, Talak 14, Edeb 24; Tirmizî, Birr 14, (1919); Ebu Dâvud, Edeb 131, (5150).



179) İbnu Abbâs anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdu ki: “Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.”

Tirmizî, Birr 14, (1918).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #26
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Yoldan Rahatsiz Edİcİ Şey Temİzlemeye Daİr

YOLDAN RAHATSIZ EDİCİ ŞEY TEMİZLEMEYE DAİR

180) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “Bir adam yolda yürürken, yol üzerinde bir diken dalına rastladı. Onu alıp dışarı attı. Cenab-ı Hakk bu davranışından memnun kalarak, ona mağfiret etti”.

Buhârî, Mezâlim 28, Cemaat 32; Müslim, Birr 128, (1914), İmâret 163, (1914); Muvatta, Salatu’l-Cemaat 6, (1, 131); Tirmizî, Birr 38 (1958); Ebu Dâvud, Edeb 172, (5245).



Yukarıdaki metin, Ebu Dâvud hariç beş kitabın beşinde aynen mevcuttur. Ebu Dâvud (az bir farklılıkla) şöyle kaydeder: “Hiçbir hayır yapmamış olan bir adam, yoldan bir diken dalını kaldırdı. Bu ya (yola uzanmış) bir ağaç da*lıydı kesip attı ya da yola bırakılmış bir şeyi kaldırıp attı...” gerisi yukarıdaki gibi.



181) Müslim’de Ebu Zerr RA hazretlerinden kaydedildiğine göre, Resûlullah AS buyurmuştur ki: “Bana ümmeti*min, hayır ve şer, bütün amelleri arzedildi. İyi amelleri arasında, rahatsızlık veren bir şeyin yoldan atılması da vardı. Kötü amelleri arasında yere gömülmeden mescide bırakılmış tükrük de vardı.”

Müslim, Mesâcid 58, (553).



182) Yine Müslim’de Ebu Berze RA anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, bana faydalı olacak birşey öğret, dedim de şu tavsiyede bulundu: “Müslümanların yolundan rahatsızlık veren şeyleri kaldır”

Müslim, Birr 131, (2618).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #27
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart İyİlİk Üzerİne MÜteferrİk Hadİsler

İYİLİK ÜZERİNE MÜTEFERRİK HADİSLER

183) Safvân İbnu Süleym RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “Dul ve kimsesizler için çalışan, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri oruç tutup geceleri de ibadet eden kimse gibidir”

Buhârî, Nafakât 1, Edeb 25, 26; Nesâî, Zekât 78, (5, 86, 87); Müslim, Züd 41, (2982); Tirmizî, Birr 44, (1970).



184) Amr İbnu’l-Âs RA anlatıyor. Resûlullah AS buyurdu ki: “Kırk iyilik vardır. En üstünü sağmal keçi bağışla*maktır. Bu iyiliklerden birini, sevab ümid ederek ve vâdedilen mükâfatı tasdik ederek yapan kimseyi Allah mutlaka, bu ameli sebebiyle, Cennete koyar.” Ravilerden biri (Hassân) diyor ki: “Keçi bağışı dışındaki amellerisaydık: Verilen selâmı almak, hapşırana yerhamukâllah demek, yoldan rahatsızlık veren şeyi temizlemek vs. gibi, fakat on beşe bile ulaşamadık”.

Buhârî, Hibe 35; Ebu Dâvud, Zekat 42, (1683).



185) Ebu Musa RA anlatıyor: “Resûlullah AS: “Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir” buyurdu. Kendisine: “Ya bulamayan olursa?” diye soruldu. “Eliyle, çalışır, hem şahsı için harcar, hem de tasadduk eder” cevabını verdi. “Ya çalışacak gücü yoksa?” diye soruldu. “Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sâhibine yardım eder” dedi. “Buna da gücü yetmezse?” dendi. “Ma’rufu veya hayrı emreder” dedi. “Bunu da yapmazsa?” diye tekrar sorulunca: “Kendini başka*sına kötülük yapmaktan alıkor. Zîra bu da bir sadakadır” buyurdu.

Buhârî, Zekât 30, Edeb 33; Müslim, Zekât 55, (1008).



186) Yine Buhârî ve Müslim, Ebu Hüreyre’den (r. a.) kaydettiklerine göre, Hz. Peygamber AS şöyle buyurmuştur: “Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adâlet yap*man bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.”

Buhârî, Cihâd 72, 128, Sulh 33; Müslim, Müsâfirîn 84, (720), Zekât 56, (1009).



187) Hakîm İbnu Hizâm RA anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, cahiliye devrinde yaptığım hayırlar var: Dua, köle âzad etme, sadaka vermek gibi, bana bunlardan bir sevab gelecek mi?” “Sen dedi, zaten, daha önce yaptığın bu iyiliklerin hayrına Müslüman olmuşsun.”

Buhârî, Zekât 24, Büyü 100, İtk 12, Edeb 16; Müslim, İman 194-196, (123).



Bir diğer rivayette der ki: Dedim ki: “Allah’a kasem olsun, İslâm’da yaptıklarımdan hiçbirini eksik bırakma*dan, câhiliye devrinde hepsini yapmıştım.”

Diğer bir rivayette Hâkim’in câhiliye devrinde yüz köle âzad ettiği, yüz deve yükü mal tasadduk ettiği, Müs*lüman olunca da aynı miktarda hayır yaptığını belirtir.



188) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Dedim ki Ey Allah’ın Resûlü, İbnu Cüd’an câhiliye devrinde sıla-i rahimde bulunur, fakirlere yedirirdi. O bundan fayda görecek mi? Resûlullah AS şu cevabı verdi: “(Hayır) iyiliklerin ona bir faydası olmayacaktır. Çünkü o bir gün bile “Ya Rabbi kıyamet günü günahlarımı bağışla” dememiştir.”

Müslim, İman 365, (214).



189) Ebu Zerr RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki:

“Yapılan hayırdan (ma’ruf) hiçbir şeyi küçük bulup hakir görme, kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa (bunu ehemmiyetsiz görüp ihmâl etme)”

Müslim, Birr 144, (2626).



190) Huzeyfe RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Her bir ma’ruf sadakadır”

Buhârî, Edeb 33; Müslim, Zekât 52, (1005); Ebu Dâvud, Edeb 68, (4947); Tirmizî, Birr 45, (1971).

Bu hadisi Tirmizî, Hz. Câbir RA’den şu ziyade ile rivayet etti: “Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi ko*vandan kardeşinin kabına su vermen de birer “ma’ruf”dur”.



191) Adiy İbnu Hâtim RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki: “Sizden herkese Rabbi, aralarında bir tercüman olmaksızı, doğrudan doğruya hitab edecektir. Kişi o zaman (ateşe karşı bir kurtuluş yolu bulmak üzere sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayır) amellerden başka birşey göremez. Soluna bakar, orada da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka birşey göremez. Ön cihetine bakar. Karşısında (kendini beklemekte olan) ateşi görür. (Ey bu dehşetli güne inanan mü’minler!) yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun. Bunu da bulamazsanız güzel bir sözle koruyun”

Buhârî, Rikâk 49, 51, Tevhid 36, 24, Zekât 9, Menâkıb 25, Edeb 34; Müslim, Zekât 67, (1016); Timizî, Kıyamet 1, (2427).



192) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Bilin ki, bir ev halkına, sütünden ve yününden istifâde etmeleri için, akşam ve sa*bah bol süt veren devesini, geçici olarak bağışlayan kimsenin ecri cidden büyüktür.”

Müslim, Zekât 73, (1019).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:12 PM   #28
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Sidk Ve EmÂnet (gÜven)

SIDK VE EMÂNET (GÜVEN)

193) Ebu Sa’id el-Hudrî RA anlatıyor: Resûlullah AS şöyle buyurdu: “Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir.”



Tirmizî, Büyû 4, (1209); İbnu Mâce, Ticârât 1, (2139).



194) Tirmizî’nin, Rifâ’a İbnu Râfi’den yaptığı diğer bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kıyamat günü tüccarlar fâcirler (günahkârlar) olarak diriltilecekler. Ancak Allah’tan korkanlar, iyilik yapanlar ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna”

Tirmizî, Büyû 4 (1210); İbnu Mâce, Ticârât3, (2146).



195) Kays İbnu Ebî Gareze el-Gıfârî RA anlatıyor: “Biz hicret etmezden önce simsarlar olarak isimlendiriliyorduk. Bir gün, Medine’de, bize Hz. Peygamber AS uğradı. Bize ondan daha iyi bir isim verdi. Buyurdu ki: “Ey tüccarlar, satış işine, yemin ve boş söz karışır...”

Bir başka rivayette şöyle denmiştir: “Satış işine yemin ve yalan bulaşmaktadır, siz (Rabbin gadabını söndüren) sadaka karıştırın”

Ebu Dâvud, Büyû 1, (3326,3327); Tirmizî, Büyû 4, (1208); Nesâî, Eymân 7, (7, 15).



196) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS’i işittim, diyordu ki: “(Ticarette yalan) yemin, (tüccarın zan*nınca) mala rağbeti artırır. (Halbuki gerçekte) kazancı giderir.”

Buhârî, Büyû 26; Müslim, Müsâkât 13 (1607); Ebu Dâvud, Büyû 6, (3335); Nesâî, Büyû 5, (7, 246).

Hadis’in metni Buhârî ve Müslim’deki metindir. Ebu Dâvud’da “Bereketi giderir” şeklindedir.



197) Hakim İbnu Hizâm RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “Alıp-satanlar” birbirlerinden ayrılmadıkça (vazgeçmekte) muhayyerdirler. Alıp-satanlar alış-verişi sıdk ve doğruluk üzere yapar (kusuru) beyan ederlerse alış-verişleri her ikisi hakkında da mübarek kılınır. Yalan söylerler (kusurları) gözlerlerse, belli bir kâr sağlasalar bile, alış-verişlerinin bereketini kaybederler.”

Bir rivayet şöyledir: “Alış-verişlerinin bereketi yok edilir: Yalan yemin malı rağbetli, kazancı bereketsiz kı*lar.”

Buhârî, Büyû 19, 22, 44, 46; Müslim, Büyû, 47, (532); Ebu Dâvud, Büyû 53, (3459); Tirmizî, Büyû 26, (1246); Nesâî, Büyû 3, (7, 244-245).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:13 PM   #29
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart AliŞ-verİŞte Ve İkale’de (akdİ Bozma) Kolaylik

ALIŞ-VERİŞTE VE İKALE’DE (AKDİ BOZMA) KOLAYLIK

198) Hz. Câbir RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS buyurdular ki: “Satışında, satın alışında, borcunu ödeyişinde cömert ve kolaylaştırıcı davranan kimseye Allah rahmetini bol kılsın”.

Buhârî, Büyû 16; Tirmizî Büyû 75, (1320).



199) Tirmizî’nin rivayeti şöyledir: “Allah, sizden önce yaşamış olan bir kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık ve sertlik değil, anlayış ve) kolaylık gösterirdi.”

Tirmizî, Büyû 75. (1320).



200) Tirmizî’nin Ebu Hüreyre’den kaydettiği bir rivayette Resûlullah AS şöyle buyurur: “Allah, satıştaki müsâma*hayı, satın alıştaki müsâmahayı, ödemedeki müsâmahayı sever”

Tirmizî, Büyû 75 (1319).



201) Huzeyfe ve Ebu Mes’ud el-Bedrî RA Resûlullah AS’ın şöyle söylediğini işittiklerini anlatır: “Sizden önce yaşamış olan birisine, ruhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi, sordu:

“-Bir hayır işledin mi?” Adam:

“-Bilmiyorum” diye cevapladı. Kendisine tekrar:

“-Hele bir düşün (belki hatırlarsın) dendi. Adam:

“-Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken, insanlarla alış-veriş yapardım. Bu muâmelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde müsâmaha ve bazı eksikliklerini bağışlamak sûretiyle) kolaylık gösterirdim” dedi.

Allah onu (bu kadarcık iyiliği sebebiyle affedip) cennetine koydu.”

Buhârî, Büyû 17-18, Enbiyâ 50, İstikrâz 5; Müslim, Müsâkât 26-31, (1560).



202) Amra Bintu Abdirrahmân (RA) anlatıyor: “Bir adam bir meyve bahçesinin meyvelerini toptan satın aldı. Mey*veyi toplayıp miktarını tayin edince, tahmîn edilenden noksan buldu. Bahçe sâhibini görerek eksik çıkan kısmı hesap*tan düşmesini veya alım-satım akdinden dönmesini talebetti. Fakat adam teklif edilenleri kabul etmemeye yemin etti. Bunun üzerine müşterinin annesi, Hz. Peygamber AS’e müracaat ederek durumu arzetti. Resûlullah AS: “O adam, hayır yapmamaya yemin etmiştir” buyurdu. Bu sözü işiten bahçe sâhibi Hz. Peygamber AS’e gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü, talebini kabul ettim” dedi.

Muvatta, Büyû 15, (2, 621); Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19, (1557).



203) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdu ki:

“Kim bir Müslümanın ikâlesini (yani alım-satım akdini feshetmesini) kabul ederse, Allah da onu düşmekten kurtarır”

Ebu Dâvud, Büyû 54, (3460); İbnu Mâce, Ticârât 26, (2199).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:13 PM   #30
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart ÖlÇÜler Ve Tartilar Hakkinda

ÖLÇÜLER VE TARTILAR HAKKINDA

204) İbnu Ömer anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki: “(Şer’i hukuku ödemek için) vezin’de Mekke halkının vezn’i esastır, keyl’de de Medine halkının keyl’i esastır.”

Ebu Dâvud, Büyû 8, (3340); Nesâî, Büyû 54, (7, 284).



205) Mikdâm İbnu Ma’dikerb RA Resûlullah AS’ın şu sözünü nakletti: “Yiyeceklerinizi kîle ile ölçün, sizin için mübarek kılınsın.”

Buhârî, Büyû 52.



206) İbnu Abbas RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS mikyal (ölçek) ve mîzân (terazi) kullananlara şöyle hitab etti: “Sizler bizden önce gelip geçen kavimleri helâk eden iki işi üzerinize almış bulunmaktasınız”

Tirmizî, Büyû’ 9, (1217).



207) İbnu Harmele RA anlatıyor: “Ümmü Habib Bintü Züeyb İbnu Kays el-Müzenniyye, bize (ölçüm işlerinde kulla*nılan) bir sa’ bağışladı. Ümmü Habib bize rivayet etti ki, kendisine, İbnu Ahî Safiyye’den geldiğine göre, Resûlullah AS’ın zevce-i pâkleri Safiyye vâlidemiz (RA) bağışlanan bu sâ’in, Hz. Peygamber AS’in kullandığı sâ’ olduğunu söylemiştir. Râvilerden Enes İbnu İyâz der ki: “Ben bu sâ’ı denedim, (kontrol ettim) gördüm ki bu sâ’, Emevî Halifesi Hişâm İbnu Abdi’l-Melik’in kullandığı müdd’le iki buçuk müdd miktarında idi”.

Ebu Dâvud, Eyman 18, (3279).



208) es-Sâib İbnu Yezîd RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS devrinde bir sâ’, bugün sizlerin kullanmakta olduğunuz müdd’le, bir müdden üçte bir müdd miktarında fazla idi. Ancak bu miktara Ömer İbnu Abdilaziz merhum zamanında ilâve bulunuldu.

Buhârî,, İ’tisam 16, Kefârât 5; Nesâî, Zekât 44, (5, 54).



209) Hz. Osman RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Sattığın zaman tart, satın alınca tarttır.”

Buhârî, Büyû’ 51.
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni mesaj gönderme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajlara yanıt verme yetkinizAktif Değil'dir
Eklenti ekleme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajınızı değiştirme yetkinizAktif Değil'dir

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz