ÖLÜRÜM YOLUNA  

Geri git   ÖLÜRÜM YOLUNA > BİLGİ BECERİ VE GENEL KONULAR > Dini Konular

Dini Konular Din hakkındaki yazıları burada bulabilir paylaşabilirsiniz.

Hadis'i Şerifler Bölümü(Binlerce Hadis )

Dini Konular icinde Hadis'i Şerifler Bölümü(Binlerce Hadis ) konusu , EMR-İ Bİ’L-MA’RUF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER 88) Târık İbnu Şihâb anlatıyor: “Bayram hutbesini okuma işini namazdan öne alanın ilki Mervan’dır. O, bu işe tevessül edince cemaatten birisi ayağa kalkarak: “Yanlış iş ...

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-13-2006, 01:48 PM   #11
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Emr-İ Bİ’l-ma’ruf Ve Nehy-İ Anİ’l-mÜnker

EMR-İ Bİ’L-MA’RUF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER

88) Târık İbnu Şihâb anlatıyor: “Bayram hutbesini okuma işini namazdan öne alanın ilki Mervan’dır. O, bu işe tevessül edince cemaatten birisi ayağa kalkarak: “Yanlış iş yapıyorsun, namazın hutbeden önce kılınması gerekir” dedi. Mervan: “Artık o usül terkedildi” diyerek devam etmek istedi. Ebu Saîdu’l-Hudrî ortaya atılarak: “Bu adam, üzerine düşen vazi*fesini yaptı. Zira ben Hz. Peygamber AS’in şöyle söylediğini işittim: “Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kal*biyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir.”

Melâhim 17, (4340); Müslim, İman 78 (49); Ebu Dâvud; Salâtu’l-İydeyn 248 (1140); Tirmizî, Fiten 11 (2173); Nesâî, 17 (8, 111); İbnu Mâce, Fiten 20, (4013);

Tirmizî’nin rivayetinde şöyle denir: “Bir adam kalkarak ey Mervan sünnete muhalefet ettin...” dedi.

Ebu Dâvud şu ziyadeyi kaydeder: Sen bayram gününde minberi (musallaya) çıkardın. Halbuki daha önce bay*ramda minber çıkarılmazdı. Bir de hutbeyi namazda öne aldın.”

Nevevî rivayetinde bu açıklamalar yok, sadece Hz. Peygamber AS’in sözleri var.



89) İbnu Mes’ud RA anlatıyor: Resûlullah AS şöyle buyurdu: “Benden önce Allah’ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havarîleri ve arkadaşları olmuştur. Bunlar onun sünnetiyle amel ederler emirlerini de yerine geti*rirlerdi. Sonra, bu peygamberlerin ardından öylesi kötülükler zuhûr etmişti ki, yapmadıklarını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yapmışlardır. Kim bu güruhla eliyle mücahede ederse mü’mindir. Kim onunla diliyle mücahede ederse o da mü’mindir. Kim de onlarla kalbiyle mücahede ederse o da mü’mindir. Bunun gerisine, artık zerre miktar iman yoktur.

Müslim, İman 80, (50).



90) Yine İbnu Mes’ud RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdu ki: “İsrailoğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca âlimleri onları bu işlerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgeçmediler. Zamanla âlimler de onlarla oturmaya, dayanışmaya ve beraber içmeye başladılar. Allah da bunun üzerine, berikinin dalâletini öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı. “Dâvud’un ve Meryem oğlu İsâ’nın diliyle onları lânetledi...” (Maide, 78).

Sonra, ayakta bulunan Resûlullah AS oturarak sözünü tamamladı: “Hayır, nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men etmezseniz (siz de rızaya eremezsiniz).

Ebu Dâvud, Melâhim 17, (4336); Tirmizî, Tefsîr, Mâide (3050), İbnu Mâce, Fiten 20, (4006);



91) Kays İbnu Ebî Hâzım anlatıyor: “Hz. Ebu Bekir RA Cenâb-ı Hakk’a hamd ve senadan sonra buyurdu ki: “Ey insanlar! Sizler şu âyeti okuyor ve fakat yanlış anlıyorsunuz: “Ey iman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez” (Maide, 105). Biz Hz. Peygamber AS’in: “İnsanlar, zâlimi görüp elinden tutmaz*larsa, Allah’ın, hepsine ulaşacak umumî bir belâ göndermesi yakındır” dediğini işittik.” Keza ben, Resûlullah AS’ın: “İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdâhale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumî bir belâ göndermesi yakındır” dediğini işittim.

Ebu Dâvud, Melâhim 17, (4338); Tirmizî, Tefsir, Mâide (3059), Fiten 8 (2169); İbnu Mâce, Fiten 20 (4005).



92) Huzeyfe RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki:

“Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a kasem olsun, ya ma’rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Al*lah’ın katından umumî bir belâ göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez.”

Tirmizî, Fiten 9, (2170).



93) İbnu Mes’ud RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdular ki: “Sizler yardım görecek, ganimetler elde edecek ve birçok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah’tan çekinsin, ma’rufu emredip, münkerden de nehyetsin. Kim de bile bile bana yalan nisbet ederse, ateşteki yerini hazırlasın.”

Tirmizî, Fiten 70, (2258).



94) Urs İbnu Amîre el-Kindî RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdular ki: “Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şâhid olan bunu takbîh ederse (kötü olduğunu te’yîd ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şâhid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şâhid olmuş gibi mânen zarar görür.”

Ebu Davud, Melâhim 17, (4345).



95) Ebu Saîd RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki:

“Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.”

Ebu Dâvud, Melâhim 17, (4344); Tirmizî 13, (2175); İbnu Mace, Fiten 20, (4011).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 01:49 PM   #12
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart İ’tİkafla İlgİlİ BÖlÜm

İ’TİKAFLA İLGİLİ BÖLÜM

96) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Resûlullah AS vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki: “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın”. Resûlullah AS’dan sonra, zevceleri de itikafa girdiler.”

Buhârî, Fadlu Leyletü’l-Kadr 3, İtikâf 1,14; Müslim, İtikaf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7, (1, 316); Tirmizî, Savm 71, (790); Nesâî, Mesâcid 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm 59; (1771).



Bir başka rivayette şöyle denir: Resûlullah AS her Ramazan’da itikafa girerdi. Akşam namazını kılar kılmaz itikaf mahaline gelirdi. Râvi der ki: Bir gün Hz. Aişe de itikaf için izin istedi. Resûlullah AS izin verdi. Mescidin içinde itikaf için bir çadır kuruldu. Bunu Hafsa validemiz (RA) işitti, O’nun için de bir çadır kuruldu. Arkadan Zeyneb (RA) validemiz için de bir çadır kuruldu. Sabah olup da Resûlullah AS hücresinden çıkınca dört çadır ku*rulduğunu görür ve “Bunlar da ne?” diye sorar. Durum haber verilince: “Onları bu işe sevkeden şey nedir, Allah’ın rızasını kazandıracak bir amel düşüncesi mi? Hayır! Derhal kaldırın, gözüm görmesin!” emretti. Çadırlar kaldırıldı. O Ramazan Resûlullah AS’da itikafı terketti. Şevvâl’in son onunda itikafa girdi.”

Bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah AS çadırların kaldırılmasını emretti. Derhal yıkıldılar. O yıl iti*kafa girmeyi Ramazan’da terketti, Şevvâl ayının ilk onunda yerine getirdi.”



97) Ebu Saîd RA anlatıyor: “Biz Hz. Peygamber AS’le birlikte Ramazan’ın orta on gününde i’tikafa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı (evlerimize) taşıdık. Resûlullah AS (bir hutbe irad etti ve) sonra şunu söyledi:

“İtikafa girmiş olanlar, İtikaf mahallerine dönsünler. Zira bu gece bana Kadir gecesinin hangi gece olduğu gösterilmişti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayın. Ayrıca bu gece kendimi su ve çamur içinde secde eder gördüm.” Resûlullah AS itikaf mahalline dönünce, o günün sonuna doğru hava bozdu. Mescid o sıralarda (üzeri dallarla örtülmüş) çardak şeklindeydi. Hz. Peygamber AS’in burnu ve burun yumuşağı üzerinde su ve çamur bulaşığını gördüm. Bu gece 21. gece idi.”

Buhârî, Fadlu Leylet’l-Kadr 2, 3, İtikaf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, (1167);



98) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS her Ramazanda on gün i’tikafa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün i’tikafa girdi.”

Buhârî, İ’tikaf 17; Ebu Dâvud, Savm 78, (2466). İbnu Mâce, Sıyâm 58, (1769).



99) Enes ve Ubey İbnu Ka’b RA anlatıyorlar. Hz. Peygamber AS Ramazan’ın son on gününde itikafa girerlerdi. Fakat bir sene (seferde olduğu için) itikafa girmedi, müteakip yıl yirmi gün itikaf yaptı.”

Hadisi Ebu Dâvud, Übeyy hazretlerinden (Savm 77, (2463)); Tirmizî de Enes hazretlerinden (Savm 79, (803)) rivayet etmiştir. İbnu Mâce, Sıyam 58, (1770).



100) Hz. Aişe (RA)’nin anlattığına göre, “Hz. Peygamber AS mescitte itikafda olduğu sırada, kendisi de hayızken, Resûlullah AS’ın saçlarını taramıştır. Bu hizmeti yaparken kendisi odasından ayrılmamış; Resûlullah AS başını ona uzatmıştır. Hz. Peygamber AS itikafta iken, (büyük veya küçük abdest bozmak gibi) zarurî bir ihtiyaç olmadıkça odaya girmezdi.”

Buhârî, Hayz 2, İtikaf 2, 3, 4, 19, Libâs 76; Müslim, Hayz 6-7 (297); Muvatta, İ’tikaf 1 (1, 312); Tirmizî, Savm 80, (804); Ebu Dâvud, Sıyam 79 (2467, 2468, 2469); Nesâî, Hayz 20, (1, 193).



Ebu Dâvud’da şu ziyade var: Resûlullah AS itikafda iken hastaya uğrar, oyalanmadan halini sorar geçerdi. Hz. Aişe buyurdu ki: “Aslında, mûtekif için sünnet olanı, hasta ziyaretine gitmemesi, cenaze merasimine katılmaması, kadına temas etmemesi, kadının tenine tenini değedirmemesi, zarurî ihtiyaç dışında da itikaf yoktur.”

(Ebu Dâvud, Savm 80, 2473).



101) Yine Hz. Aişe (RA) anlatıyor: Hz. Peygamber AS’ın zevcelerinden biri, müstehaza haliyle Resûlullah AS’la birlikte itikafa girdi. Öyle ki, kadın, kanı ve elbisesinde sarı lekeyi de görüyor bu halde de namaz kılıyordu. Kanın şiddetli akması halinde (kirletmeyi önlemek için) altına leğen koyduğu oluyordu.”

Buhârî, Hayz 10, İtikaf 10; Ebu Dâvud, Savm 81, (2476);



102) Ali İbnu’l-Hüseyn anlatıyor: Safiyye (RA) buyurdu ki: “Hz. Peygamber AS itikafta iken ziyaret maksadıyla geceleyin yanına uğradım. Bir müddet konuştuk. Sonra geri dönmek üzere kalktım. Uğurlamak üzere de o kalktı. Ka*pıya kadar gelmişti ki, Ensar’dan iki kişi oradan geçiyordu. Hz. Peygamber AS’i görünce hızlandılar. Resûlullah AS: “Ağır olun dedi, şu yanımdaki Huyey’in kızı Safiyye’dir.” Onlar: “Subhânallah, dediler bu da ne demek ey Al*lah’ın Resûlu” Hz. Peygamber AS: “Şeytan, insana, damarlardaki kan gibi nüfuz eder. Ben, onun kalplerinize bir kötülük atmasından korkarım” buyurdu.”

“Buhârî, İ’tikaf 8, 11, 18 Farzu’l-Humus 4, Bed’u’l-Halk 11, Edeb 121, Ahkâm 21; Müslim, Selam 23-25 (2174, 2175); Ebu Dâvud, Sıyâm 79, (2470).



103) İbnu Ömer RA anlatıyor: “Babam Ömer RA cahiliye devrinde iken geceleyi itikafa girmek üzere nezretmişti (adamıştı). -Hatta Mescid-i Haram’da bir gün itikaf yapmayı adamıştı diye de rivayet edilir- Durumu Hz. Peygamber AS’den sordu. Resûlullah AS “Nezrini yerine getir” buyurdu.”

Buhârî, İtikaf 5, 15, 16; Humus 19, Megâzî 54, Eymân 29; Müslim, Eymân 27, (1656) Tirmizî, Nüzûr 12, 12, (1539); İbnu Mace, Keffarât 18, (2129).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 01:49 PM   #13
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart İhyÂu’l-mevat BÖlÜmÜ

İHYÂU’L-MEVAT BÖLÜMÜ

104) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Sahibi olmayan bir araziyi kim ihya ederse, bu araziyi herkesten ziyade o hak kazanır.” Urvetu’bnu Zübeyr “Hz. Ömer RA halife iken bu hadisin hükmünü tatbik etti” dedi.

Buhârî, Hars 15.



105) Urvetu’bnu Zübeyr RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS buyurdular ki: “Kim ölü bir arâziyi ihya ederse, burası onun olur. Başkasının arazisine izinsiz ağaç dikene hiçbir hak tanınmaz.

Muvatta, Akdiye 26, (2, 743); Tirmizî, Ahkâm 38, (1379); Ebu Dâvud, Harâc 37, (3073).



Ebu Dâvud’da şu ziyade var: Urve RA dedi ki: “Şehâdet ederim ki, Hz. Peygamber AS şuna hükmetti: Arz, Allah’ın arzıdır, insanlar da Allah’ın kullarıdır. Kim bir ölü araziyi (mevat) ihya ederse, bu yere, o, herkesten ziyade hak sâhibi olur. Bu hükmü Resûlullah AS’dan bize, ondan namazı getirenler getirdi.”



106) Urve RA dedi ki: “Bana bu hadisi rivayet eden kimse şunu da anlattı: İki kişi Hz. Peygamber AS’e müracaat ederek aralarındaki ihtilâfı arzettiler: Bunlardan biri, diğerinin arazisine hurma ağacı dikmişti. Resûlullah AS: “Tarla, eski sâhibine aittir, ağaç diken de diktiklerini tarlada söksün” diye hükmetti. Ben ağaçların köklerine baltalarla vurul*duğunu gördüm. Ağaçlar boylu boslu tam haldeydiler, hepsi de tarladan söküldüler.”

Ebu Dâvud, Harac 37, (3074).



107) Semuratu’bnu Cündüb RA anlatıyor: “Resûlullah AS dedi ki: “Mevât (ölü) bir araziyi kim bir duvarla çevre*lerse, burası onun olur.”

Ebu Dâvud, Harac 37, (3077).



Rezîn, Saîd İbnu Zeyd RA’den şu ziyadeyi kaydetti: “Resûlullah AS dedi ki: “Sahibi bir arazinin bakımın*dan âciz kalarak helâk olmaya terkedince biri gelip bu araziyi ihya ederse, arazi kendinin olur.”
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 01:49 PM   #14
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Îl BÖlÜmÜ

ÎLÂ BÖLÜMÜ

108) Enes RA ‘in anlattığına göre, Hz. Peygamber AS’i bir at yere atmıştı. Resûlullah AS’ın (sağ) tarafı veya (sağ) omuzu ezildi. Bu O’na ayakta duramayacak kadar ızdırab verdi. O sıralarda hanımlarını da bir ay müddetle terketti. Bu esnada, hurma kütüğünden yapılmış bir merdivenle çıkılan tenezzüh odasına (meşrübe) çekildi. Ashâb (RAum ecmaîn) kendisine “geçmiş olsun” ziyaretine geliyorlardı. Resûlullah AS oturarak namaz kılardı, onlar ise ayakta durarak namaza uymuşlardı. Selâmı verince şöyle dedi: “İmam, kendisine uyulmak için vardır. Öyle ise ayakta namaz kıldırıyorsa siz de ayakta kılın, şâyet oturarak kıldırıyorsa siz de oturarak kılın, imam rükuya varmadan rükuya gitmeyin, o başını kaldırmadan siz de kaldırmayın.”

Râvi der ki: “Hz. Peygamber AS ayın 29’unda meşrübeden indi. Ashâb: “Ey Allah’ın Resûlü, sen bir aylık bir müddet için îlâ’ya (ayrı kalmaya) karar vermiştin” dediler. Onlara: “Bu ay yirmi dokuz gündür” cevabını verdi.”

Buhârî, Salat 18, Ezan 51, 82, 128, Sıfatu’s-Salat 83, 128, Savm 11, Mezâlim 25, Nikâh 91, Talâk 21, Eymân 20; Tirmizî, Savm 6, (690); Nesâî, Talak 32, (6, 166).

Buhârî ve Müslim’de Ümmü Seleme’den gelen bir rivayette: “Bu ay yirmi dokuz çekiyor” buyurmuştur.

Müslim’de Câbir RA’dan kaydedilen bir rivayette: “Sonra iki elini üç sefer uzattı, ikisinde her iki elinin bü*tün parmaklarıyla, sonuncu kerede sadece dokuz parmağıyla işaret etmişti” diye (yirmi dokuzu gösterdiği açıklanır) (Sıyam 24).



109) İbnu Ömer RA, “Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay beklemek vardır. Eğer erkekler (o müd*det içinde kefaret yaparak zevcelerine) dönerlerse şüphe yok ki Allah cidden gafur ve rahîmdir...” (Bakara 226) âyeti*nin açıklaması ile alakalı olarak) şöyle demiştir: “Ayette zikredilen) dört ay geçtikten sonra ya rücu etmek veya boşa*mak üzere zevc tevkif olunur. Îlâ yapan fiilen boşamayınca (bu müddetin dolmasıyla) boşanma husule gelmez.” Bu görüş, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Ebu’d-Derda ve Hz. Aişe (RAüm ecmaîn)’den ve Ashab’tan on iki kişiden de rivayet edilmiştir.

Buhârî, Talak 21; Muvatta Talak 19, (2, 557).



Buhârî’nin bir başka rivayetinde İbnu Ömer demiştir ki: “Cenâb-ı Hakk’ın âyette zikrettiği îlâ, dört aylık müd*det dışında hiç kimseye helal olmaz. Bu müdded dolunca ya tatlılıkla hanımını tutar veya, Allah’ın emrettiği şekilde boşamaya karar verir. (Îlâ müddetini uzatarak kocasının ayrıca birde boşanmasını beklemek gibi üçüncü bir yola sülûk edilemez.)”



110) Hz. Ali (kerremallahu vechehu) buyurmuştur ki: “Bir kimse hanımına yaklaşmamaya yemin ederse (îlâ’ya karar verirse), bundan boşanma hâsıl olmaz. Dört aylık müddet geçince, îlâ yapan koca tevkif olunur, ya boşar ya da kefaret ödeyerek rücu eder.”

Muvatta, Talak 17, (2, 556).

İmam Mâlik der ki: “Bir kimse, çocuğu sütten kesilinceye kadar hanımına yaklaşmamaya yemin edecek olsa, bu îlâ yemini sayılmaz. Bana Hz. Ali’den ulaşan bir rivayete göre, bu durumdan kendisine sorulduğu vakit bunun îlâ olmadığını belirtmiştir.”



111) Hz. Aişe (RA) der ki: “Hz. Peygamber AS hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti (îlâ kararı verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu”

Tirmizî, Talak 21, (1201).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 01:50 PM   #15
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Makbul Ve Mekruh İsİmler

MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER

112) Ebu’d-Derdâ RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdu ki: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın”

Ebu Dâvud, Edeb 69, (4948).



113) İbnu Ömer RA anlatıyor: Resûlullah AS buyurdular ki: “Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Amdullah ve Abdurrahman’dır.”

Müslim, Âdâb, 2, (2132); Ebu Dâvud Edeb 69, (4949); Tirmizî, Edeb 64, (2835).



114) Ebu Vehb el-Cüşemî RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman’dır. En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir. En çir*kinleri de Harb ve Mürre isimleridir”

Ebu Dâvud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Dâvud’a aittir, Nesâî’de muhtasar olarak kaydedilmiştir (Hayl 3 (6, 218, 219)).



115) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Allah katında en düşük (ahna’) isim Melikü’l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allah’tan başka Mâlik yoktur.”

Süfyân merhum dedi ki: Şâhân Şâh bunun örneğidir.

Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: “Ebu Amr merhum’a, ahna’ne demek diye sordum, bana “en düşük” diye cevap verdi.

Buhârî, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4961); Tirmizî Edeb 65, (2839).



116) Müslim’in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allah’tan başka Mâlik yoktur.”

(Adâb 21)



117) Hz. Câbir RA anlatıyor: “Hz. Peygamber AS Ya’la, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanıl*masını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti.”

Bu hadisi Müslim, Âdab 13, (2138); ve Ebu Dâvud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Müslim’e aittir.

Ebu Dâvud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: “...Zira kişi “Bereket burada mı?” diye sorar da “hayır yok!” diye cevap verirler.”



118) Hz. Ömer RA’in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: “Hz. Ömer RA, bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğîre İbnu Şu’be RA, Ebu İsa künyesini kullanıyordu. Hz. Ömer RA ona “Ebu Abdillah kün*yesini kullanman sana yetmez mi?” dedi. Muğîre: “Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber AS’dir” cevabını verince, Hz. Ömer: “Hz. Peygamber AS’in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkın*tıdayız” dedi. Ölünceye kadar Muğire’yi “Ebu Abdillah” diye künyeledi.

Ebu Dâvud, Edeb 72, (4963).



119) Yahya İbnu Sa’îd RA anlatıyor: Hz. Peygamber AS bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber AS “İsmin ne?” dedi. Adam: “Mürre (acı)!” deyince, ona: “Otur!” dedi. Hz. Peygamber AS tekrar “Bunu kim sağıverecek?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diye*cekti. Hz. Peygamber AS ona da: “ismin nedir?” diye sordu. Adam: “Harb!” diye cevap verdi. Ona da “Otur” dedi.

Resûlullah AS: “Bu deveyi kim bize sağıverecek?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. “Ya’îş (yaşıyor!)” cevabını alınca ona: “Sen sağ” diyerek müsaade etti.”

Muvatta, İsti’zan 24 (2, 973).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 01:50 PM   #16
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn İsİm KoyduĞu Kİmseler

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN İSİM KOYDUĞU KİMSELER

120) Sehl İbnu Sa’d es-Sâidi RA buyurdu ki: Hz. Peygamber AS Fâtıma (RA) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali RA’yi evde bulamayınca: “Amca oğlun nerede?” diye sordu. Fatıma (RA): “Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti” dedi. Resûlullah AS birine: “Hele bir arayıver nereye gitmiş” diye emretti. “Mescidde yatıyor!” diye haber verince, Resûlullah AS, ‘Kalk ey Ebu Turâb, kalk ey Ebu Turâb (yani Toprak babası) diye seslendi.

Sehl der ki: Hz. Ali RA’nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.

Buhârî, Salat 58, Fedaili’l, Ashab 9, Edeb 113, İsti’zân 40; Müslim, Fedailu’s-Sahâbe 38, (2409).



121) Esmâ Bintu Ebî Bekr RA anlatıyor. “Mekke’de Abdullah İbnu Zübeyr RA’e hâmile kalmıştım. Doğum yak*laşmıştı ki, Mekke’yi terkettim ve Medine’ye geldim, Kuba’ya indim. Abdullah’ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resûlullah AS’a götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah AS bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah’ın midesine ilk inen şey Resûlullah AS’ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine’de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü “Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız” diye bir şayia çıkarılmıştı.”

Buhârî, Menâkibu’l-Ensâr 45, Akîka 1, Müslim, Âdâb 26, (2146).



122) Ebu Mûsâ RA anlatıyor: “Bir oğlum doğmuştu. Hemen Resûlullah AS’a getirdim. İbrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da “Mübarek olsun” diye dua buyurdu ve çocuğu bana geri verdi. Bu çocuk, Ebu Musa’nın en büyük evladı idi.”

Buhârî, Akîka 1; Müslim, Adab 24, (2145).



123) Hz. Enes RA anlatıyor: “Abdullah İbnu Ebi Talha’yı doğduğu zaman Resûlullah AS’a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah AS devesine katran sürüyordu. “Beraberinde hurma da getirdin mi?” diye sordu. “Evet” dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah AS “Ensar’ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)” diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi.”

Buhârî, Cenâiz 42, Akîka 1; Müslim, Âdab 22, (2144); Ebu Dâvud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Müslim’deki metindir.



124) Hz. Aişe (RA): “Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)”. Dedi ki: “Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen.” Aişe, “Ümmü Abdillah (Abdullah’ın annesi)” diye künye almıştı”

Ebu Dâvud, Edeb 78, (4970).

Rezîn merhum: “Teyze anne gibidir” ilavesini kaydetmiştir.
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 03:16 PM   #17
SİTE KURUCUSU
 
SUSKUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2006
Nerden: ıssızlık
Mesajlar: 19.555
Blog Başlıkları: 1
Teşekkürleri: 5
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 SUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond reputeSUSKUN has a reputation beyond repute
Standart

saol çok yararlı bir konu...
SUSKUN isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:06 PM   #18
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn DeĞİŞtİrdİĞİ İsİmler

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN DEĞİŞTİRDİĞİ İSİMLER

125) Hz. Aişe (RA): “Resûlullah AS çirkin isimleri değiştirirdi” buyurmuştur.

Tirmizî, Edeb 66, (2841).



126) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Zeyneb Bintu Ebî Seleme’nin ismi Berre idi. “Nefsini tezkiye ediyor” denildi. Bu*nun üzerine Hz. Peygamber AS onu Zeyneb diye isimlendirdi.

Buhârî Edeb 108; Müslim, Edeb 17, (2141).



127) İbnu Abbâs RA anlatıyor: “Cüveyriye Bintu’l-Hâris’in ismi Berre idi. Resûlullah AS onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah AS “Berre’nin yanından çıktı” denmesini sevmiyordu.

Müslim, Edeb 16, (2140).



128) Şureyh İbnu Hâni, RA babasından naklediyor: “Hz. Peygamber AS, kavmimin beni Ebu’l-Hakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak: “Hakem olan Allah’tır, hüküm de O’nadır, öyle ise, sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?” dedi. Ben açıkladım: “Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağla*rım. Her iki taraf da verdiğim hükme râzı olurlar.” Resûlullah AS: “Bu ne güzel şey?” buyurdu ve “Çocuklarından neler var?” diye sordu. Ben: “Şüreyh, Müslim, Abdullah var” dedim. Resûlullah AS: “En büyüğü hangisi?” dedi. “Şüreyh” dedim. “Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyh’sin”

Ebu Dâvud, Edeb 70, (4955); Nesâî, Kadâ 7, (8, 226-227).



129) Beşîr İbnu Meymun, amcası Üsâme İbnu Ahdarî’den rivayet ediyor: Ahdarî diyor ki: “İsmi Asram olan bir adam vardı. Resûlullah AS ona: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam Asram diye cevap verdi. Resûlullah AS: “Hayır sen Zür’a’sın” buyurdu.

Ebu Dâvud, Edeb 70, (4954).



130) Said İbnu’l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: “Dedem, Resûlullah AS’a uğramıştı. İsmin ne? diye sordu. “Hazn (sert yer)” diye cevap verdi. Resûlullah AS: “Hayır sen Sehl’sin” dedi. Müseyyeb: “Olamaz, baba*nın verdiği bir ismi değiştiremem” dedi. İbnu’l-Müseyyeb ilâve ediyor: “O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti.”

Buhârî, Edeb 107-108; Ebu Dâvud, Edeb 70, (4956).



Ebu Dâvud’un rivayetinde şöyle demiştir: “... Hayır sehl ezilir ve hakîr tutulur.”

Ebu Dâvud merhum der ki: “Resûlullah AS Âsi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, Gurâb (karga) Habbâb, Şihab isimlerini değiştirdi. Şihâb’ı Hişam, Harb’i Silm (sulh), Muzdaci’ı (yatan) Münbais (kalkan) yaptı. Afire (çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (yeşillik) diye, Şi’bu’d Dalâlet’i (sapıklık geçidi) Şi’bu’l-Hüdâ diye isimledi. Benu’z-Zinye’yi Benu’r-Rüşd olarak değiştirdi.”



131) İbnu Ömer RA diyor ki: Hz. Peygamber AS Âsiye (isyankâr, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemîle (güzel kadın) yaptı.

Müslim, Edeb 14, (2139); Tirmizî, Edeb 66, (2840); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4952).



132) Mesruk anlatıyor: “Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana “Sen kimsin?” diye sordu. “Mesruk İbnu’l-Ecda” dedim. Dedi ki: “Ben Resûlullah AS’ın ecda şeytandır” dediğini işittim.”

Ebu Dâvud, Edeb 70, (4957).



133) Sehl İbnu Sa’d RA anlatıyor: “el-Münzir İbnu Ebî Üseyd doğduğu zaman Resûlullah AS’a getirilmişti. Çocuğu kucağına aldı ve: “İsmi nedir?” diye sordu. “İsmi falandır” diye ne konmuşsa söylendi. Resûlullah AS: “Hayır! bunun ismi Münzir olacak” dedi ve o gün çocuğa Münzir ismini koydu.

Buhârî, Edeb 108; Müslim, Edeb 29, (2149).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:06 PM   #19
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn İsİm Ve KÜnyesİnİ Alma Hakkinda Gelen RİvÂyetler

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN İSİM VE KÜNYESİNİ ALMA HAKKINDA GELEN RİVÂYETLER

134) Hz. Enes RA anlatıyor: “Bir gün Resûlullah AS Bakî’de idi. Kulağına bir ses geldi: “Ey Ebu’l-Kâsım!” di*yordu. Başını sese doğru çevirdi. Seslenen adam: “Ey Allah’ın Resûlü seni kastedmedim, ben falancayı çağırdım” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber AS: “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!” buyurdu.

Buhârî, Menâkıb 20, Edeb 106; Müslim, Âdab 1 (2131); Tirmizî, Edeb 68, (2844).



135) Hz. Cabir RA anlatıyor: “Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine: “Sana Ebu’l-Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz” dedi. Hz. Peygamber AS’e gelerek durumu arzetti. Resûlullah AS bunun üzerine: “Oğlunun adı Abdurrahmândır” dedi.

Buhârî, Edeb 105, 106, 109, Menâkıb 20; Müslim, Adâb 2, (2133); Ebu Dâvud, Edeb 74, (4965); Tirmizî, Edeb 68, (2845).



Bir rivayette şu ziyade var: “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (tak*sim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim.”

Ebu Dâvud’un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.”



136) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Bir kadın gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü, ben bir oğlan dünyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu’l-Kasım diye de künye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoşlanmadığınız söylendi, doğru mu?” diye sordu. Resûlullah AS: “İsmimi helâl, künyemi haram kılan şey de ne?” veya “Künyemi haram kılıp ismimi helâl kılan şey de ne?” diyerek reddetti.

Ebu Dâvud Edeb 76, (4968).



137) Muhammed İbnu’l-Hanife, babasından (Allah her ikisinden de razı olsun) anlatıyor: “Hz. Peygamber AS’e sor*dum: “Ey Allah’ın Resûlü, sizden sonra bir oğlum olduğu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, künyenizle de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz?” Bana “Evet” buyurdular.

Ebu Dâvud, Edeb, 76, (4967); Tirmizî, Edeb 68, (2846).



Yuharıdaki metin Ebu Dâvud’undur. Tirmizî, hadise, “sahîh” demiştir, ayrıca: “Burada bizim için ruhsat var” diye kaydetmiştir.
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-13-2006, 05:07 PM   #20
ѕєиι ѕєνιуσяυм...
 
Üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 13.203
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 HaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud ofHaSReTiM has much to be proud of
Standart İsİm Ve KÜnye Üzerİne MÜteferrİk Hadİsler

İSİM VE KÜNYE ÜZERİNE MÜTEFERRİK HADİSLER

138) İbnu Ömer (RAumâ) anlatıyor: “Hz. Peygamber AS çocuğa, doğumunun yedinci gününde isim konmasını, yıkanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbanı kesilmesini emir buyurdu.”

Ebu Davud, Edâhî, 21, (2837); Tirmizî, Edâhî 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizî’de hadis İbnu Ömer’den değil, Amr İbnu Şu’ayb an ebîhi an ceddihi tarîkindendir. Burada bir sehiv söz konusu -Nesâî, Akîka 5, (7, 166); İbnu Mâce, , Zebâih 1, (3165)-dur.).



139) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Yeni doğan çocuklar Hz. Peygamber AS’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olma*ları için dua eder, tahnîkde bulunurdu.”

Müslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Dâvud, Edeb 116, (5106).



140) Ebu Râfi RA anlatıyor: “Hz. Fatıma (RA) oğlu Hasan RA’ı doğurduğu zaman, Resûlullah AS’ı kulağına ezan okurken gördüm.”

Ebu Dâvud, Edeb 116, (5105); Tirmizî, Edâhî 17, (1514).

Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Rezîn şu ziyadeyi kaydeder: “Kulağına İhlas sûresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu.”



141) Yahya İbnu Saîd anlatıyor: “Hz. Ömer bir adama: “İsmin nedir?” diye sordu. Adam “Cemre (kor)” dedi. “Kimin oğlusun?” diye tekrar sordu. Adam: “İbnu Şihâb (alev) deyince “Kimlerden?” dedi. Adam: “Hurakalardan.” “Eviniz nerede? diye sordu. “Harretu’n-Nâr’da” cevabını alınca, “hangisinde?” dedi. “Zâtı Lezâ’da” cevabını alınca; Hz. Ömer RA “Âilene yetiş, yanıyorlar!” dedi. Gerçekten durum aynen Hz. Ömer’in dediği gibiydi”

Muvatta, İsti’zân 25 (2, 973).
HaSReTiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni mesaj gönderme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajlara yanıt verme yetkinizAktif Değil'dir
Eklenti ekleme yetkinizAktif Değil'dir
Mesajınızı değiştirme yetkinizAktif Değil'dir

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz